Menu

Evlenmem Gerek -2- (Çünkü Prensesler Evlenirler)

Bir önceki yazımda, 30 yaş civarındaki kadınların evlenmeye hazır hissetme sebeplerini biyolojik açıdan ele almış ve kısaca şöyle yazmıştım: Bir kadının aile kurma eğilimi ve soyu devam ettirmek üzere can verme içgüdüsü doğası gereğidir. Bununla beraber, doğal olanın akışı ile gitmek yerine, yalnızca maddi güç, unvan gibi bugünün “güç” olarak görülen değerlerine göre bir eş seçerek başka hiçbir uyum aramaksızın maksimum 30 yaşında evlenmiş olma hedefi koymak ve 30 yaş geçilmesine rağmen ‘hedefe hala ulaşılamamış’ ise, öfkeli, sinirli ve agresif birine dönüşmek doğal değildir.

Doğal değildir ama ne yazık ki, normaldir (!) “Norm”al, yani normlara, önceden belirlenmiş olan kalıba uygun... Ele aldığımız bu konuda, kadınlar için kalıbı önceden belirlemiş olan, toplumdur. Bu yazımızda da fotoğrafa toplumsal açıdan bakalım.

***

Küçük bir kız çocuğunun, ebeveynleri tarafından ‘prenses’ ya da benzeri isimler ile çağrılması hepimiz için oldukça tanıdıktır. Her ebeveyn, dünyaya getirdiği ve birebir emek verdiği yavrusunu “el üstünde tutulması gereken” biri gibi görür ve bu isimler, özde, bir ebeveynin çocuğunu algılama biçiminin çok yalın ve günlük ifadeleridir. Minik kız çocukları, anne-babalarının onlara okudukları masallardaki ‘prenses’ler gibi olma eğilimdedirler çünkü kendilerine biçilen bu ‘prenses’ rolü desteklendikçe, o yönde hareket etme istekleri artar. Minik kızlara bakın; pembe, pırıltılı elbiseler, açık saçlarına takılan taçlar ile prensesler gibi giydirilirler, süslenirler ve o şekilde davranırlar. Kız çocuklarına okunan masallar da içerik olarak birbirlerinden çok farklı değildir. Her birinde genel olarak, kendilerini özdeşleştirebilecekleri bir prenses -Sinderella, Rapunzel, Pamuk Prenses-, bir erkek -genellikle ‘prens’ olarak geçer- ve finalde de bir evlilik teklifi, “Sonsuza kadar mutlu yaşadılar” ile kapanış -zorlu canavarlara, kötü kalpli cadılara rağmen- bulunur.

Çocuklar, bu masalları dinlerlerken, onlar üzerinden birtakım inançları içselleştirirler. “Beyaz atlı prenslerin varlığı”, “Sonsuza kadar mutlu yaşanacağı”, “Evliliğin mutlu son” olduğu gibi. Tüm bu inançlar, minik kızların evde duydukları ile de desteklenir: “Benim kızım büyüyecek, beyaz gelinlikler içinde evlenecek...” Toplumumuzda beyaz gelinlik giyilecek bir yaş, ta o zamandan vardır ve evlenmek, adeta büyündüğü zaman ulaşılacak bir mertebedir. Küçük kızlar, karınlarına yastık koyup hamile olurlar; oyuncak bebeklerini kucaklarına alıp “Bak, ben anne oldum!” derler. Bu yaptıkları da çoğu evde ‘şirin’ bulunur, yani destek görür. Küçük bir kız çocuğunun oyuncakları da, tüm bu resimle uyumlu benzerlikler gösterir. Bebekler, evcilik malzemeleri -kahve fincanları, ojeler, aynalar, vb. Eğer bir kardeşleri varsa, ona ablalık, hatta ‘anne’lik yaparlar. Tüm bunlar, hem aileden -kimi aileden daha az kimisinden daha fazla- hem de toplumdan alkış alan hareketlerdir çünkü kadının kadın olmasından beklenenlerin başında, eş ve anne olmak geliyor.

Genlerinde var olan ilişki kurma ve doğurma arzusu... ve kendisini bildiğinden beri toplumsal olarak bu minvalde olağanüstü desteklenmiş olması... Bir kadının, “30+ yaşındaki ideal hayat resmi”nde ne gördüğünü tahmin edebilir misiniz?

Toplumun kendisinden ne beklediğini ve neyi gerçekleştirdiği takdirde içsel ve toplumsal olarak tamamlanmış hissedeceğini 30+ yaş kadını çok iyi bilir. Çünkü neredeyse tüm hayatı boyunca, sanki herkesçe beklenen ‘o an’ artık gelmiştir. Üstelik, bu bildiklerini dışarıdan da sık sık duyar: Aile büyükleri, “Bize bir şey olmadan mürüvvetini görsek” derlerken, anne-babalar “Bugün varız, yarın yokuz, bir an önce bir yuva kurduğunu görelim” derler. Tesadüfen tanışılan bir teyzenin dünyanın en doğal sorusunu sorduğundan emin, “30 var mısın sen? Yüzük var mı?” demesi ve eklemesi de cabası: “Yok mu? Elini çabuk tut bak, zaman akıp geçiyor!”

***

Aynı esnada, başka bir evdeki küçük erkek çocuğuna bakalım. O bir “prens”, “paşa” ya da “aslan parçası” gibi güç, kuvvet, kudret vurgulayan isimlerden biriyle çağrılıyor. Toplumun erkek olmaktan da bekledikleri var hiç kuşkusuz ve bunları yine takılan isimlerden takip etmek mümkün. Küçük erkek çocuklar en çok toplar, arabalar, atariler ile oynuyorlar. (Bugün ellerinde bir de akıllı cihazlar var ancak her cinsiyet, oradaki oyun yelpazesinden de yine kendisine yakın olanı seçiyor: Erkekler araba oyunları oynarken kızlar bebek giydiriyorlar.) Erkeklere okunan masalların ya da izletilen çizgi filmlerin alt metinleri, “dünyayı kurtarmak”, “kahraman olmak”, “yeryüzünü kötülüklerden temizlemek” (He-man, Batman, Spiderman) Küçük bir “prens”in, “paşa”nın, “aslan parçası”nın, modelleri ve içselleştirdikleri bu karakterler ve onlar, bir kadını sevdiklerinde, ‘evlilik’ kelimesi telaffuz edilecek olsa, bu, daima, dünyayı kurtarmak yanında ikincil kalıyor. Küçük kızların izledikleri karakterlerin aksine, burada hiçbir karakterin evlenmek, eş olmak, ebeveyn olmak gibi amaçları yok. Aynı şekilde, ne aileleri ne de toplum, onlarla bu dönemde “aileye reis olması”, “bir kadının eşi olması”, “baba olması” konularında konuşmalar yapmıyor; ona bu yönde telkinlerde bulunmuyor. Dolayısıyla, tüm bunlar küçük erkek çocuklarının o dönemde içselleştirdikleri kavramlar değil. Aksine verilen mesajlar, “erkek adamın çapkın olmasına” yönelik. Öyle ki, konuşmaya yeni başlamış erkek çocukların ebeveynleri tarafından “Çapkın benim oğlum”, kendisinden 20 yaş büyük birine çocuk gözleriyle masumane baktığında “Ablası bak seni çok beğendi, güzeli hemen anlar” destekleri aldıklarını görmek mümkün.

Bu erkek yetişkin olduğunda, onun toplumsal sınavı o zaman başlıyor. Çünkü, toplum yetişkin bir erkeğin de, evlenmesi, çocuk sahibi olması ve bir aile kurmasını bekliyor. Ancak, yetişkin bir kadından farklı olarak, erkeğin konuya dair bir altyapısı yok! Evlenmek, çocuk sahibi olmak, bir aile reisi olmak? Bunlar erkek için detayı bilinmeyen ve hayatın yetişkin döneminde karşısına neredeyse ‘birdenbire’ çıkan kavramlar. Üstelik, bu kavramları, o ana kadar gelen “çapkın”lık, “erkek olma” altyapısı ile çelişiyor.

Tam da bu nedenle, yetişkin bir kadın ile yetişkin bir erkeğin yolları duygusal hayatlarında kesiştiğinde, kadın hem biyolojik hem toplumsal anlamda evlilik için son derece hazır hissederken, erkek, çoğu zaman bu arzuyu ve kadının bu ‘hız’ını anlamakta güçlük çekiyor. Kadın ise, karşılaştığı adamı ‘prens’ olarak görmeye başladığı andan itibaren (ki bu an, tanışmadan oldukça kısa süre sonrasına denk geliyor çünkü kadın, adamla tanıştığı ana kadarki süreçte ne istediğini çoktan netleştirmiş oluyor) neden elinde bir yüzük ile ‘hala’ ona evlenme teklif etmediğini merak ediyor.

Buzdağının yalnızca görünen kısmına bakarken, anlamsız gibi görünebilen bu kadın-erkek ve evlilik denkleminin, resme bu açıdan baktığımızda kendi içindeki anlamını görmek mümkün. Serinin son bölümünde konumuza devam ediyor olacağız...

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

8 yorum

  • Yıgıt Acıkbas

    Yıgıt Acıkbas

    Yorum Linki Cuma, 26 Temmuz 2013 15:55

    Aslı hanım

    Serının son bölümü gelmedı : )
    Ben kısaca tahmınımı yapayım meraklılarına !

    Erkekler ; 5 unsuru tamamlayan kadın bulursa eger evlenır !
    1. Dürüst
    2. Guzel
    3. Anne vasfına sahıp
    4. Okumasını bılen
    5. Yemek yapmasını bılen

    Kadın da 5 unsuru arar :

    1. Zengın olacak
    2. Sevısmesını bılecek
    3. Eglendırecek
    4. Tanıstırabılecek
    5. Guvenecek



    Dıger hersey bla bla bla ........
    Uzun uzun yazmaya gerek yok bence Aslı hanım !
    Eğer bunlardan bu zamanda 3 unu bulursa ıkı tarafta hıc kaçırmasın : )
    2 olan cok var ortalıkta !
    4-5 olursa ( kı tıbbın mucızesı olur ) ( olanlar da var , ımkansız degıl ) Allah'tan başka ne ıstenır kı : )

    Tefrıkaya gerek yok , basıt tecrübe gercegi gosterır.
    Test yapacaksınız kendınızde , dürüst cevaplarsanız ne demek ıstedıgımı anlayacağınızı düşünüyorum...

    Sevgı ve saygılar
    : )

  • Şule

    Şule

    Yorum Linki Cuma, 05 Temmuz 2013 15:27

    Hooooop gittimmmm

  • Yiğit Açıkbaş

    Yiğit Açıkbaş

    Yorum Linki Cuma, 05 Temmuz 2013 13:35

    O kadar cok hata yaptım kı Şule ;

    Onun ıcın çatır çatır yazıyorum !
    Kendıme bunları yaklaşık 10 yıl önce söylemış olsa idim emın ol başka bırı olurdum...

    Bu konuda tecrübede ıyı degıl aslında ama oldu !
    Adım çıktı dokuza ınmıyor sekıze ..
    Ama hala prens / prenses olma şansımız hep var !
    Önce günah çıkartmamız gerek ; )
    Sonra arkası geliyor .....

    Genelleme yapmam ( ozellıkle belırttım )
    Derdım ; Kımse masum taklidi yapmasın !
    Cok kızıyorum...

    Sonrada sız bana kızıyorsunuz
    Sevgılerle

  • ŞULE

    ŞULE

    Yorum Linki Cuma, 05 Temmuz 2013 13:09

    O halde ricam

    Genelleme yapmadan yorum yapman!!!

    Yeteri kadar ( genelleme yapmıyorum ) çarpık İNSAN a şahit oldum son yıllarda...

    Kör topal her neyse;
    Tencere kapak oluyor, kedi ciğere dönüştürmeyelim!

    Biz sadece kendi gördüğümüzün yorumunu yapıyoruz.
    Her yaşanan bir olamaz değil mi?

    :))

  • Yiğit Açıkbaş

    Yiğit Açıkbaş

    Yorum Linki Cuma, 05 Temmuz 2013 12:32

    Haklısın dıye cevap beklemıyorum kı !

    Tabıkıı hemcınslerınızı , oncelıkle kendınızı savunacaksınız....
    Dünya degısıyor , annem teyzem gıbı olmayacaksınız , kabul ama ısın cılkını çıkartıyor artık kadınların hatırı sayılır bır kısmı ....
    Alt kültür - üst kültür fark etmıyor emın olun !
    Ben 30 + / 40 + lar bılırım kı , prenses taklıdını cok güzel yapıp , ınanın bu ısı profesyonelce yapanlara tas çıkartırlar !!!!
    Herkesten bahsetmiyorum ! Bunu lütfen ıyı ayırın ;
    Iyı Anne , prenses , masum taklıdı yapıp ama dıger taraftan bedenını salakca ve futursuzca kullandıran "yalancı prenseslerden " benım sıkayetım !!!!

    Tabıkı her kör malın kör alıcısı vardır ...
    Onlarda zaten ortada !
    Kara Mızah ....
    Onlardan cooooooook var .
    Sonuclarını yaşayan ablalara sorun ; hepsı aynı akıbet !

    Erkeklerın ıcınde % 70 oranında çakma prens olduğunuda soyleyeyım!
    Az degıl ...
    Zaten kavgada bundan çıkıyor..
    Kadınlardan daha fazla serefsız var !

    Gerıye ne kaldı ;
    O gercek ve esas olan % 20-30 ıcın kavga edıyorum sızınle ve sızlerle !
    Paylasamadıgımız budur ..

    Tanrı cok ınsafsız bu konuda !
    Cogunluk azınlığa ımrenıyor her zaman olduğu gıbı ...
    Ilıskılerde demokrası yok yanı : )

    O zaman tartışmada yok ...
    Kader deyıp nefes almaya devam !
    Yine "kör" örnek verecegım ;
    Kör tuttuğunu becerirmiş ya !

    Çok kişi kör taklidi yapıyor .
    Aslında herkes herseyi görüyor ama Kör olmak güzel herhalde !
    Diyorum ya ; Tuttuğunu ....

  • Şule

    Şule

    Yorum Linki Cuma, 05 Temmuz 2013 10:28

    Pek sevimli Yiğit
    Ben konuşunca karşımdaki susar genelde bilirsin:)))

    Bak güzel arkadaşım

    Ben evlenmeden önce de prenses değildim şimdi de değilim.

    Oldum bittim hep İNSAN olma çabası gösterdim.

    Erkek kadın ana baba arkadaş onların bu prenseslik konusunda ki bana bakış açıları beni çok ilgilendirmedi.
    Açtırma kutuyu söyletme kötüyü kısmına girmiyorum

    Ancak

    Hemcinslerimi ( ara daki sütü bozuklar hariç ) bu şekilde aşağılamana izin vermem.
    Kimin kiminle dolaştığı yattığı kalktığı öpüştüğü kimseyi bağlamaz.

    Bu yazmış oldukların doğrultusunda
    Kadınların erkekler tarafından duygusal olarak kullanılıp fiziksel olarak harcandıklarını düşünüyorum.

    Sorarsan eğer

    - Sen öyle mi yaptın
    - EVET

    Ve tüm hemcinslerimin bu mağduriyetlerinin arkasındayım.

    Bana kalırsa erkek soyunda bi imalat hatası var. Yani tam olarak adlandıramıyorum ama öyle…

    Yahuuu kızın sağına soluna bakıp sonra kızı tavlayıp sıkıştırıp öpüşüp yatıp kalkıp sonra dehleyen ve adını çıkaran zihniyetlerin dönüpte hemcinslerim hakkında ileri geri konuşması beni kasar.

    Tuzağa düşme dersen eğer
    Duygusal anlayışlarımız farklı olduğu için bu mümkün olmuyor.

    Erkek gözyaşlarını hırsına akıtıken kadın çaresizliğinde buluyor.

    Anneleri örnek vermişsin.
    Sormasın kimse onlara çünkü onlar bizlerin gözünde her zaman PRENSES…

    Ama sen anneciğine teyzene halacığına yani evdeki hatun büyüklere sor bakalım.

    PRENSES KALABİLMİŞLER Mİ?

    Ahhhh be güzelim…

  • Yiğit Acıkbaş

    Yiğit Acıkbaş

    Yorum Linki Perşembe, 04 Temmuz 2013 12:03

    Sormuşsunuz ;
    Neden evlenme teklıfı etmıyor adam ?

    Kadın hala anlamaz kı ;
    -Evlenmeyen kadınlar nedense kendını prenses zanneder !
    Asıl prensesler zaten bellıdır ve ortalıkta evlenecegım dıye dolaşmazlar !
    Coktan gıtmıstır : )

    Çakma prensesler ıcın
    Erkekler söyle sorar ıcınden ;
    - Su ana kadar kaç erkekle yattı acaba ?
    Kadın ;
    - Sen yattığın zaman ıyıde ben nıye yatmayacağım kı , der , ıcınden ....
    Adam ;
    - E o zaman prenses olmazsın kı !
    Der , hatta , açık açık .....

    Daha ne desın kı !
    Çocukluğumuza ınmeye gerek yok , cevrenıze bakmamız yeterlı ....
    Ne yapıyorsa cevremızle , cevremız ıcın yapıyoruz.
    Sonrada gozyaslarıyla yazılan yazılar...

    Evlenmem gerek ...
    Önce adam olmak gerekır , hepimiz ıcın !
    Erkek ıcınde , kadın ıcınde ...

    Icınızden bana ettıgınız lafları duyuyorum ...
    Belkı dogruyu söylüyorum , bırde böyle baksanıza !
    Annenıze sorun , bence , bakın ne der benım yazdıklarım ıcın ...

  • tulin

    tulin

    Yorum Linki Perşembe, 04 Temmuz 2013 09:46

    Buradan anlaşılan şu ki bu denklemin kuruluşu yanlış ,doğal olarak da çözüme ulaşmak da epey zor gibi görünüyor...Ellerinize sağlık Aslı Hanım...
    Sevgilerimle...

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık