Menu

Evlenmem Gerek -3- (Fragmana bakıp film seçmek...)

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın açıkladığı 2013 yılı verilerine göre, ülkemizde bir yılda 500 ila 600 bin çift evleniyor; bunlardan 100 ila 200 bini boşanıyor. Başka türlü ifade edersek, evlenen her 5 çiftten 1 tanesi boşanıyor. Oldukça yüksek bir orandan söz ediyoruz.

 

***

Serinin 2.sinde yazdığım gibi, toplum kadınların evlenmelerini gönülden destekliyor. Çünkü kendi açısından bir fayda gözetiyor: Güçlü olmak.

Aile, toplumun temel yapıtaşı. Kolektif bilincimiz diyor ki, ne kadar çok aile olursak, toplum olarak o kadar güçlü oluruz. Doğru, ancak eksik. Çünkü güç (aile) kadar gücün (ailenin) sürdürülebilirliği de önemli.

Sürdürülebilirlik için de, sağlam bir duygusal altyapıya gereksinim var. (Duygusal altyapıdan kastım: Bireylerin psikolojik olarak sağlıklı olmaları ve kendi rızaları ile seçmiş oldukları eşleri ile sağlıklı bir ilişki sürdürebilecek arzuya ve beceriye sahip olmaları.)

Psikolojik ve sosyal olarak sağlıklı bir birey, sağlıklı bir ailede yetişir. Bir çift, evliliklerinden tatmin değilse, bu o evde doğan ve büyüyen çocuğa direkt ya da dolaylı olarak yansıyacaktır. Ve tam tersi de doğru...

Sağlıklı bir beraberlikteki anne ile babanın kurdukları duygusal bağ ve birbirlerinden aldıkları destek, yaşam ile ilişkilerine yansıyacak; olumlu anlara odaklanmalarını ve olumsuz anlarla sağlıklı biçimde başa çıkmalarını sağlayacaktır. Bu anne-babanın dünyaya getirdikleri çocuk da, ebeveyninin birbirine olan sevgisini, takdirini duyumsadığı bir ortamda büyürken, yaşamda tanıklık ettiği ilk ilişkide güven bulacaktır. Dolayısıyla, çocuğun güvenli ve sürdürülebilir ilişkilerin varlığına inancı olacak; bu inanç, kendi ilişkilerine de olumlu yansıyacaktır.

Çocuğu kendine has, eşsiz özellikleriyle kabul ve takdir eden; özüne ve davranışlarına içtenlikle ilgi gösteren; ona sınırlar koyarken yaptığı seçimlere saygı duyan ve samimi bir şefkat gösteren ebeveyn, kendi kendine yetebilen, özgüveni ve özdeğeri yüksek çocuk yetiştirir. Bu çocuk, geleceğin sağlıklı yetişkini ve ebeveyni olur.

Kısacası, sağlıklı aile, sağlıklı birey dünyaya getirir. Sağlıklı birey de sağlıklı aile kurar. Bireyin tatminkar bir yaşam sürdürmesi için gerekli olan, sağlıklı bir altyapıdır çünkü ancak böyle bir altyapı üzerine sürdürülebilir ilişkiler inşa edilebilir.

***

Gazetelerde “Mutlu son: Evlendiler!” gibi cümlelere denk gelmişizdir. Bu, evliliğin toplum gözünde bir “hedef”, “başarı kriteri” gibi algılandığına güzel bir örnektir. Çünkü sağlıklı bir bireyin ilk tercihi “evlenme” eylemi yönünde değil, sürdürülebilir bir birliktelik kurma yönünde olmalıdır.

Evlenme eylemi, iki yetişkinin resmi olarak söz vermeleridir. Bununla beraber, sağlıklı bir yetişkin, sınırı belli olmayan söz vermez; verdiği sözün ne kadar süre ile geçerli olacağına, neyi kapsayacağına yani sınırlarına karar verebilir. Dolayısıyla, ilişkisinin yürüdüğü/yürüyebileceği kişiye söz verirken, bilir ki, ilişki sürdürülemez olduğunda, sözünü geri alacaktır. Aksi durumda, verilen söz, sınırlardan, özdeğerden, benlik bilincinden yoksun bir teslimiyet olurdu. Bu açıdan baktığımızda, evlenmek bir son değil; ancak bir başlangıç olabilir. İki yetişkinin özgür irade ve seçimleri ile, bir ilişkiyi kurmaya, geliştirmeye, korumaya ve sürdürmeye yönelik başlangıç adımı.

***

30 + yaşındaki bir kadının, günümüz şartlarıyla 80 yaşına kadar yaşayacağını düşünelim. Bu yaklaşık 50 sene demek. Bu yetişkin kadın, sürdürülebilir bir ilişki kurmayı arzu ederek evlendiğinde, varsayımsal olarak önündeki 50 sene, bir ilişki için duygusal yatırım yapmak için bugün hevesli demektir.

Üstelik, evlenmek, fragman beğenerek film seçmek gibidir. Fragman çok şey vaat ederken film aslında o kadar harika olmayabilir. Ya da tam tersi... O nedenle uzun vadedeki durumun tamamını önceden tahmin etmek mümkün değildir; ancak bugün görülenlerden bir adım atmak ya da atmamak durumu söz konusudur.

Öyleyse, 30+ kadınının evlenmeye sıcak baktığında, yaşamına uzaktan bakarak kendisine aşağıdaki soruları sorması ve cevapları yüksek sesle ya da yazarak cevaplaması faydalı olacaktır:

- Evlilik benim için ne ifade ediyor?

- Evlendiğimde nasıl bir hayatım olmasını istiyorum?

- Evlendiğim zaman hayatım şimdikinden nasıl farklı olacak?

- Hayatımdaki ilişki en derin ihtiyaç, değer ve arzularıma hitap ediyor mu?

- Tanışmamızı ya da aşık olduğum anı nasıl anlatıyorum –anlatırken içimde neler oluyor?

- Yüreğim, zihnim, sezgilerim evlenmek ile ilgili ne diyorlar?

 

Evlenmem Gerek -1- (Genlerim “Dürtü”yor!)

Evlenmem Gerek -2- (Çünkü Prensesler Evlenirler)

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

2 yorum

  • Ayşenur Sevim Özsaraç

    Ayşenur Sevim Özsaraç

    Yorum Linki Salı, 30 Temmuz 2013 14:40

    Evlilik yaşam sisteminin sürdürülebilirliğinin ilk tay tay adımları. Sağlıklı yürüyüp koşabilmek için, ben'i (kişinin kendisini), sen'i (evlenilecek kişi) ve sebebi (evlenme nedeni- aile istediği için, toplumun baskısı, kaçış v.s) iyi analiz etmek gerekiyor diye düşünüyorum. Bu analiz sağlıklı yapılmaz yada hiç yapılmazsa, muhtemel bitişler sürdürülebilirliği tıkıyor ve yaşamda milyonlarca paradoks oluşuyor.
    Yazı için teşekkürler emeğine sağlık
    Sevgiler

  • Yiğit Açıkbaş

    Yiğit Açıkbaş

    Yorum Linki Salı, 30 Temmuz 2013 08:58

    Evlılk matematık degıl Aslı hanım....

    Bu kadar düşünce akla zıyandır !
    Icses'ın evet derse "evet" demek lazım , sonra ıste böyle hesap kıtap yaparak yıllarınız geçer ...
    En sonunda da ;
    - Zaten ben evlılık ıstemıyorum ...
    Gıbı saçmalar ınsanlar !
    Bu hesap kıtabınızı zaten karşıya ıster ıstemez , bır şeklide yansıttığınızdan dolayı , karsıdakı kışı de hesap yapar !
    Sonrası vahşi sonuclar !!!!!!
    Ask yok , samımıyet yok , aslında bır halt olmayan ılıskıler !!!

    3 Makale yazıp hala dusunecegıze , ıçgudusel kararları "Ask"la taclandırsanızda , huzurlu olsanız....

    Sızde haklısınız ;
    Fazla çevresel koşullar , meslekı alışkanlıklar sebebıyle ortalıkta o kadar cok kadın / erkek var kı !
    Kibir ve egolar havada uçuyor !
    Sonra yalnızlık ....
    Sonrada bahaneler !

    O kadar hesap kıtap ; sonuc SIFIR !
    Neye yaradı , soylermısınız ....
    Su da garıptırkı , hız kesmeden hala bır adım gerı gıtmıyor ve hesap kıtaba devam edıyorsunuz....

    Cocuk yapmadan Menapoza gıren kadınlar , sankı doğaya ıhanet edıyor....
    Bana öyle gelıyor !

    Sevgılerle....

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık