Menu

Kendime yakın, intihara uzak

Önceki gün aramızdan ayrıldığı haberini aldığımızda bir yakınımızı kaybetmiş kadar üzüldüğümüz, daima güleryüzüyle anımsayacağımız Robin Williams, bu dünyada mutluluğu yakalamış olsaydı, veda etmezdi, eminim. Yaşamlarımızdan gidişi bile yaşamlarımıza girişi kadar duygu uyandırdı. Umarım gittiği yerde mutludur.

Bu dünyada mutlu olmak, her zaman eşittir “gülümsemek” ya da “kahkahalarla gülmek” değil. Hangi noktada durduğumuza göre, bir basamak ötemiz aslında mutluluk. Kimi zaman çok açken bir ekmek-peynir; kimi zaman buzdolabında ekmek-peynir varken “canın çektiği şey”i hazırlamak; tokken aç olanı doyurmak; diyetteyken masada duran peynir-ekmeğe hayır diyebilmek.

Bu dünyada sayısız mutluluk var. Ancak, nelerden mutlu olduğumuz ya da olmadığımız, yani nelerin bizi beslediği ya da beslemediği, çoğu durumda bize özel. Bizim için neyin “mutluluk” olduğunu anlayabilmemiz için ilk adım, duygularımızı yaşarken onların farkında olmamız. Bu anlamda, “Şu anda ne hissediyorum?” kendimize yönelik, çok değerli bir sorudur.

Kendimizin farkında olmadığımız zaman, mutluluk için dışarı bakıyoruz. Dışarıda bulduğumuz şey, bize iyi geldikçe, ona bağımlı oluyoruz. Birine, uyuşturucuya, sekse, alkole, kumara. Kısa süre içinde bağımlı hale geldiğimiz şeyden aldığımız haz, yaşamdaki yegane mutluluk oluyor ve bizi yönetmeye başlıyor. Hep daha fazlasına duyulan ihtiyacı tatmin etmek için durmadan kendinden vermek ve sonunda bağımlı olunanı almak üzerine kurulu, dengesiz ve yıpratıcı bir süreç; bir kısırdöngü. Bağımlı kişi, bağımlı olduğu yanında olmadığı zaman yoksun ve aşırı mutsuz oluyor. Tekrarlayan aşırı mutsuzlukta yolun sonu depresyon. Depresyon, sürekli içinde bulunulacak bir duygu durumu değil, çünkü her yaptığımızın özünde aslında ‘mutlu olma’ beklentimiz, ihtiyacımız var. Depresyondan çıkış arzusu da bundan. Bu çıkış, bazen kişinin tedavi ile sürdürülebilir, hak ettiği bir yaşama dönüşü bazen de yaşamına son vermesi olabiliyor.

Bu dünyadaki sayısız mutlu olma yoluna erişimimizi kaybetmeden önce, ki depresyon aslında bu anlamda yolun sonu, kendimizi ve bizi mutlu eden şeyleri tanımak; tanımlamak ve onları doğru yönetebilmek ve doyumlu bir yaşam dengesi kurabilmek her şeyden değerli.

“Şu anda ne hissediyorum?” sorusu, çok basit gibi durmasına rağmen, NLP sınıfımdaki çoğu katılımcının cevaplamadan önce oldukça uzun süre durup düşünmesine neden olur. Çünkü soru, çoğu kişinin bugüne kadar yabancı olduğu bir alana girer, onu kendisi ile iletişime geçirerek büyük bir farkındalığı uyandırır.

“Şu anda ne hissediyorum?”

“Keyifsizim”, “Mutsuzum”, “Kırgınım”, “Kızgınım”, “Mutluyum”, “Umutluyum”, “Canım sıkkın”, “Dertliyim”, vb.

Bu cevaba ulaştığımızda, artık o cevap ile ne yapmak istediğimize karar verebiliriz.

(“Her an mutlu olmalıyım”, “Her şeye pozitif taraftan bakmalıyım”, “Bardağın hep dolu tarafını görmeliyim” cümlelerinin kişiyi ilerlemeden alıkoyduğunu düşünüyorum. “Keşke işimi değiştirsem” yerine iş ile ilgili rahatsızlıkları görmezden gelip “O kadar da kötü değil, iyi tarafından bakayım” diye kendimi mutsuz olduğum bir yerde avutursam, ilerleyebileceğim bir fırsatı da kaçırmış olurum.)

Cevabımız, bize bir başka soru getirir: “Peki bu duyguyla ne yapmak istiyorum?”

Bakın şöyle:

“Şu anda ne hissediyorum?”

“Canım sıkkın”

“Peki bu duyguyla ne yapmak istiyorum?”

“Bu duyguyu ortadan kaldırmak istiyorum” > Sonuç: İstemiyorum öyleyse duyguyu değiştireyim.

“Şu anda ne hissediyorum?”

“Keyifliyim”

“Peki bu duyguyla ne yapmak istiyorum?”

“Bu duygunun sürmesini istiyorum” > Sonuç: İstiyorum öyleyse duyguyu koruyayım ya da arttırayım.

Bu duyguların “Olumlu Duygular / Olumsuz Duygular” gibi bir listesi bulunmuyor. Çünkü içinde bulunduğunuz durumda, hissettiğiniz bir duygu dışarıdan olumsuz gibi görünse de, aslında size hizmet ediyor olabilir. Bunu ayrıştırmanız ve duygularınızı yaşam kalitenizi arttırmaya yönelik kullanabilmeniz önemli. Örneğin, yolda hayvanlara kötü davranan birini gördünüz ve yüzünüz kıpkırmızı oldu; kendinize “Şu anda ne hissediyorum?” diye sordunuz; aldığınız cevap “Kızgınım” oldu. O an bu kızgınlığı, sakinliğe ya da huzur ile değiştirmek istemeyebilirsiniz çünkü bu kızgınlık, sizin gidip bu kişiyi ilgili yere şikayet etmenizi ve sokak hayvanlarının haklarını korumanızı sağlayabilir.

Ancak aynı duyguyu, sipariş verdiğiniz sütü unuttuğu için eşinize hissettiğiniz zaman, sakinleşmeyi bekledikten sonra eşinizle konuşmak isteyebilirsiniz. Çünkü böyle bir durumda sakin olmak yerine kızgın olmak size ve ilişkinize fayda yerine zarar getirebilir.

Bu basit gibi duran güçlü cümleyi “Şu anda ne hissediyorum?” kendimize sık sık sorduğumuzda, hem yaşamda ne noktada durduğumuzu görür hem de mevcut duygumuz ile ne yapmak istediğimize karar verme özgürlüğüne sahip oluruz. Bu özgürlük, yaşamımızda istediğimiz duyguyu arttırmamız, dolayısıyla daha doyumlu ve kaliteli bir yaşantımız olmasını sağlar.

Bunu yapmadığımız zaman, içimizde kimbilir neler birikir! O kadar ki, bazılarımız bu birikenleri çok geç farkettiği zaman onların çözülemez olduklarını düşünerek, başka bir dünyada her şeye sıfırdan başlamak ister. Oysa bir gün her halükarda, başka bir dünyada sıfırdan başlayacağız. O güne kadar, buradaki mutlulukları bulmak ve onların tadını çıkarmak mümkün.

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

1 yorum

  • Ayşe Akpolat

    Ayşe Akpolat

    Yorum Linki Cumartesi, 16 Ağustos 2014 09:40

    Konuya hakimiyetiniz, kullandığınız sözcüklerin yalınlığı, kolay kavranılabilir olması, içeriği çok güzel. Teşekkürler.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık