Menu

Cesaret 2

Cesaret, korkuya rağmen harekete geçebilme becerisidir. Cesaret kelimesi kalp anlamına gelen Latince bir kelime olan “cor”dan türemiştir. Ancak gerçek cesaret duygu değil akıl meselesidir.

Memelilerde de bulunan duygusal limbik, beynin kontrolünü kırmak için beyninizin insana özgü bölümünü (neokorteksi) kullanması gerekir. Limbik beynimiz tehlike durumunda sinyal verir ancak neokorteks tehlikenin gerçek olmadığını söyler. Yani siz korkuyu hissettiğiniz halde harekete geçersiniz. Korkuyu ne kadar çok hissederseniz o kadar ilkel bir canlı gibi yaşarsınız. Bu yüzden "İnsan mısın, hayvan mısın?” sorusu insan nörolojisiyle ilgilidir.

Cesaret, korkunun olmaması demek değildir. Bir şeyin korkudan daha önemli olduğuna inanmak demektir.

- Ambrose Redmoon

Cesaretli insanlar da korkar ancak korkularının onları kontrol etmesine izin vermezler. Cesareti az olan insanlar korkularını daha sık gösterir bu da uzun vadede korkunun güçlenmesine neden olur. Korkumuzla yüzleşmekten kaçındığımızda ve ondan kaçtığımız için kendimizi rahat hissettiğimizde, bu bize fare gibi kaçınma davranışının teşvik edildiği bir psikolojik ödül alıyormuşçasına etki eder. Gelecekte de korkumuzla yüzleşmekten kaçınmamızı muhtemel hale getirir. Birisini bir yere davet etmekten ne kadar çok kaçınırsak gelecekte böyle bir şey yapmak için kendimizi daha çok engelleriz. Örnek vermek gerekirse, çok sevdiğimiz ve platonik olarak aşık olduğumuz o güzel kız ya da yakışıklı delikanlıya düşüncelerimizi açıklayamadığımız her an korkumuzu daha da artırarak kendimize olan inancımızı azaltır. Aynı şey patronumuzdan terfi ya da zam isterken ya da işimizden istifa ederken de geçerlidir. Kendinizi uysal ve fare gibi yaşamaya şartlarayarak, R.Kiyosaki’nin deyimiyle fare yarışı içerisinde kalmaya devam ederiz.

Cesaret, korkuya direnmektir, korkuya hükmetmektir, korkunun olmaması demek değildir.

- Mark Twain

Bu şekilde bir şeyleri yapmaktan kaçınmak uzun vadede hareketsizliğe, güvensizliğe ve tembelliğe neden olur. Yaşlandıkça korku reaksiyonlarımızı öyle bir boyuta getiririz ki korkularımızın önünde durmayı hayal etmek bile çok zor gelmeye başlar. Korkuları geldikleri gibi kabul ederiz. Korkularımızın hepsi bize gerçekmiş gibi gelmeye başlar. Hayatımızın etrafında korkularımızdan bizi koruyacak bir koza oluşturmaya başlarız. İstikrarlı ama mutsuz bir evlilik, risk almayı gerektirmeyen bir iş, bize yetecek bir maaş. Sonra davranışlarımıza bahaneler bulmaya başlarız. Bakmamız gereken bir ailemiz vardır ve bu yüzden risk alamayız, kariyer değiştirmek için çok yaşlıyızdır, kilo veremeyiz, çünkü "şişman" genlere sahibizdir. Beş yıl... on yıl... yirmi yıl geçer ve sonra hayatımızın pek değişmediğini fark ederiz. Bu yıllardan elimizde kalan olabildiğince mümkün olduğunca iyi yaşamak ve tamamen güvenli ve emniyetli bir yere yerleşmektir.

Cesaret korkudan ölmektir ama yine de devam etmektir.

- John Wayne

Ancak sahne arkasında kalan şeyler var, değil mi? Aklımızın derinliklerindeki bu kısık ses bu hayatın bizim istediğimiz türden bir hayat olmadığını fısıldar. Daha fazlasını ister. Daha zengin olmamızı, daha iyi bir ilişki yaşamamızı, fiziksel olarak bedenimizin zirvede olmasını, yeni beceriler kazanmamızı, dünya turuna çıkmamızı, birçok mükemmel arkadaşa sahip olmamızı, ihtiyaç sahibi insanlara yardım etmemizi, hayatımızda anlamlı değişiklikler yapmamızı ister. Bu ses hayatımız boyunca bir şeyler satmamızın bir işimizin olmasının yetmeyeceğini söyler. Bu ses aynada büyük bir göbek gördüğünde veya merdivenleri çıkarken nefes nefese kaldığımızda bize kızar. Ailemizle ilgili durumu gördüğünde hayal kırıklığına uğrar. Ses, böyle sorunlara sahip olmamızın nedeninin korktuğumuz için hayatta yapmanız gereken şeyleri yapmamamız olduğunu söyler. Eğer bu sesi dinlemeyi reddedersek, pişmanlıklar içinde ölene kadar sürekli vasat yaşamımızdan yakınmaya devam edecektir.

Bunları denemeden ya da yaşamadan yazdığımı sanmayın. Hermann Hesse “gerçek her hikaye güzeldir der”. Ben bunları yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Bir Sabancı Holding şirketinin üst düzey yöneticiliğinden kendi mesleğimin zirvesindeyken istifa ettiğimde tüm korkuları içimde taşıyordum ancak bir gün bile pişman olup geriye bakmadım. Mali olarak mı? Bir gün bile daha az kazanmadım. 

Öyleyse bir türlü susmayan bu aksi sese nasıl cevap vereceğiz? Hayatımızda bir şeyin doğru olmadığına dair yoğun bir şey hissettiğimizde ne yapacağız? Bunu susturmak için kullanabileceğimiz en iyi yol ne? Belki bu sesi TV izleyerek, radyo dinleyerek, bizi tatmin etmeyen işimizde saatlerce çalışarak ve çay, kahve veya şeker tüketerek susturuyoruz. Bunları her yaptığımızda bilincimizin seviyesini azaltıyoruz. Bilinçli bir insan olmaktan uzaklaşarak gittikçe bilinçsiz, sadece içgüdüsü ile hareket eden bir hayvana dönüşüyoruz. Amaçlarımızın peşinden koşacağımıza sadece yaşıyoruz. Gittikçe amaçlarımızın mümkün olmadığına veya yararlı olmadığına dair bir inançla çaresizlik duygusuna esir oluyoruz. Gittikçe etraftakiler hayatlarından memnun gözüktüğü için kendimizi iyi bir hayata sahip olduğumuza ikna etmeye çalışan bir fareye dönüşmeye başlıyoruz. Diğer fare arkadaşlarımızla yaşıyoruz ve gerçekten bilinçli bir insanla karşılaştığımızda bu cesaretimizin ne kadar çok çabuk kaybolduğunu fark edip deli gibi korkuyoruz değil mi?

Devamı gelecek

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

Bu kategoriden diğerleri: « Cesaret 3 Cesaret 1 »

4 yorum

  • Yigit ACİKBAS

    Yigit ACİKBAS

    Yorum Linki Pazar, 05 May 2013 09:19

    Aslı YOK !

    Neden böyle Bır isim / soyisimine gerek duydun !
    Düşünüyorum ...
    Bu kadar mı !

    Buraya yazman bile , icinde olmadıgını söylediğin cesaretin hala Bır kıvılcım beklediğinin kanıtı ...
    Bır ateş !
    Sonrası , yazdığın hersey , domino etkisi icinde tekrar ayağa kalkacağına delalet bence..
    Korku , cesareti öldürmez bazen , hatta ciddi ciddi besler...
    Bır gün gelir ki , korkular o kadar yükselir ki , yıkılır.!
    Yıkıntının altından , şahane Bır "cesaret"p çıkar.
    Ben bile yine , hayran kalırım belki...

    Sen benim kim olduğuma eminsin de , ilginç olan bende eminim. : )
    Bu da böyle Bır sey..

    Yerçekimi olmayan Bır yerde yazısiyoruz gibi ...
    Okumusundur , ben "kuytu yazi köşemi" seviyorum.
    Senin yazmadıklarını , izin verirsen ben yazayım burada ; )
    Buradan da , Remzi Kitapevi..
    Oradan belki New York'ta Bır kitapçı vitrini !
    Niye olmasın : )
    Zaten öyle olması lazım..
    Yakışır ; )

    Sadece yaşananları yazsam , yeter bile..
    Kapağında ; Şeytan ve Melek figürü on planda , arkada Mikail şaşkınlık icinde : )

    İsmide ; Aslı YOK !
    ( Kopyalar kitapçılarda , pek yakında )










    Umut , teşekkürler...

  • Aslı Yok

    Aslı Yok

    Yorum Linki Cumartesi, 04 May 2013 11:49

    Uzunca bir süredir buradaki makaleleri takip ediyorum.
    Asıl başlangıç izini kaybettiğim seni bulmaktı sonradan yazdıklarına kâh güldüm kâh bakındım öylesine takip ettim anlayacağın.

    Cesaretle ilgili yazacak o kadar çok hikayem vardı ki artık onları yaşadığıma bile inanamıyorum uzuuuuun bir zamandır.

    Yoğun bir Depresyon ve Anksiyete olayı halen devam etmekte ama ben dirençliyim bunu da halledeceğim inanıyorum.
    Başlamam gereken yer doktordu bitireceğim yer ise ben kendim içim kalan aklım...

    Sanırım bu platformda cesaret konusu ile ilgili en güzel yazıları ben yazabilirim amaaa ona bile mecalim yok.

    Konuşmaya
    Eğlenmeye
    Gezmeye
    Gülmeye
    Yürümeye
    Mutlu olmaya
    Hatta nefes almaya bile cesaretim yok.

    Bak sevgili Yiğit adımı bile gizliyorum kaldıki sana aşık olduğumu söylemiştim bir zamanlar...
    Şimdi burada da aynı gönül açıklığı ile çatır çatır yazmayı çok isterdim adımı soyadımı vererek ama ne çare.

    Korkularım var cesaretim yok!

    Kim bilir belki bir gün...

    İsme bak......Aslı YOK

  • Yigit Acikbas

    Yigit Acikbas

    Yorum Linki Cumartesi, 04 May 2013 08:41

    Fazıl Say ;
    Adamım açılan davalarına , çevresindeki çakma cok bilmişlere , Politik maniplasyon taktiklerine ragmen , inandığını savunmak adına savaş veriyor.

    Eol Kose ;
    Adamım o kadar Zeki ki ; )
    Herkese , kimsin sen ulan ...diyebiliyor.
    Geldiğin yeri unutma diye , "güya sanatçı" çevresine ağzına geleni söylüyor.
    Doktorluğu bırakıp , gönlünün istediği ısı yapma gibide radikal yürüdü bu güne kadar , keyif alıyor cunku...

    Kamer Genc ;
    Tam adamım....
    Maniplasyon ustası , anarşist , resmen dalga geçiyor herkesle , önce kendiyle geçtiği gibi...
    Amac adamı kufrettirmek ise , âlâsını yaptırdı ; )
    T.C. Zabıtlarında Bır ilk ....bu kadar küfürü Bır avukata yaptırdı ya , saygi ile selamlar...

    Ortak noktaları ; Cesaret !

    Sen yaz be Umut , isin sebepleri ile uzun uzun yaz ...
    Nafile...
    Bu genetik !
    Ne anlatıyorsun yazılarında , derslerinde ?
    Olmayınca Mabut , neylesin Kahraman Marasli Abdullah : )
    Bir tarafinı yırtsan , hala "ama" diye başlayan cümleler kuran Bır sınıf var karsında !

    Korkakların en sevdiği kelime ; AMA ....!

    Polemik ustası kesilirler bazen , hatta ısı bok atmaya goturduler , en sonunda da " kaçarlar ".....
    Yukarıdaki 3 adama bakın , daha cok var o adamlardan ama , ne olur bakın ; Kaçıyorlar mı !

    Zaten öyle yola çıkmış...
    Kaybetmeyen insan , niye kaybetmekten korkar ki Allah askına....
    Okuduklarınız , gördükleriniz size yanlış öğretilmiş !
    En kötüsü hayatını kaybedersin , ondan gayrisinin canı Cehenneme....
    İnsan her seye alışacak sekilde dizayn edilmiş.
    Yeter ki saglıgımız yerinde olsun.

    İsimi kaybetmek istemiyorum
    Kariyerimi ...
    Cevremi..
    Arabamı..
    Evimi..
    Kredi kartlarını...
    Ask'imi...
    Gelecegimi ...
    Hatta cocuklarımı...
    Annemi , babami ...
    Parami...
    Servetimi özellikle..

    Hadi be , yalancı ...
    Sen bunların sadece "bekçisi" konumundasin...
    Kaybetmek gibi Bır lüksünde olamaz.
    Neyini kaybetmek istemez isen , yukarıdan emir gelir ;
    - Derhal , alına !
    Hiç Bır sey senin degil ki...
    Kıçına giydiğin don bile senin degil !

    Sen sadece , kullanicisin...
    Geçici Bır süre oda..
    Su anki yerini yurdunu 5-10 sene sonra ne olacağını biliyormusun !
    Zannediyorsun ki ayni evde oturacaksın..
    Kaybetmekten korktuğun ne varsa , hepsi değişecek ....
    Hiç Bır sey ayni olmayacak , cok bilmiş insan evladı...

    Önce kaybetmeyi öğrende sonra konus , yaz , ahkam kes...
    -----------------------------------------------------------------
    Kazanmanın , cesaretin , tutkunun keyfini yasa ; )
    ------------------------------------------------------------------
    Yiyorsa tabiki .....
    Yemiyorsa otur oturduğun yerde , bekçilik yapmaya devam et..
    Elektrik az gitsin diyede odanda , los odalarda hayallere dal , senin kullanmadığın elektriği millet kutlamalarda kullansın ; )

    Umutta yazmış , Bır cok deyim , atasözü var cesaretle ilgili , hatta argoda daha fazladır...
    Hiç mı feyz almıyorsunuz , bosuna mı okudunuz yüksek yüksek okullarda , a be beyaz yakalılar , mavi yakalılar... ( 90'li yılların deyimidir )

    Yargıtay'da çalışıyor taklidi yapmayın..
    Onlar bile iktidardan korkarlar ...
    Yasama yerine koymayın kendinizi , kibirden ölürsünüz sonra..
    Yürütme zaten , emir kulu...ismi üzerine size verilen emirleri yürütmekle mükellef !

    Tek basiniza olun...
    İçinizden , kalbinizden ne geliyorsa , "alt yapınız " a güveniyorsanız , kaybedeceklerimizin Bır halt olmadığına "inanabiliyorsaniz" , geçmişinizde bazı hiyarliklar yapmıştı olsanız da ,hesabını verebilir hatta vermisseniz sizi kimse tutmaması lazım !

    Hani özgürlük , mutluluk , Saadet falan lafları var ya !
    Bu ancak önce kendinize küfürden baslar ...
    Sonra saygıyla , karşıya küfür edin !
    ( Küfür kültürünüz yoksa baska oyunlarda var , amac önemli tabiki... /....küfür : mecaz ! )

    Müjdat Gezen ;
    Kültür Bakanı para vermedi , adam köhne Bır yerde tiyatro okulu açtı , simdi binlerce cocuğu var , binlerce ...
    Şimdide ağzına geleni söylüyor , " cesaretle " ...
    O onun dogrusu..
    Senin ki baska olabilir .
    Ama adam , adam gibi kendi dogrularını söyleme noktasına geldi !
    Başlarken de cesaretli idi , şimdide ..
    Üstelik simdi size söylediğim " keyfi" yaşıyor..

    " Cesaretin keyfini...."





    Melis'e cesaretin tersi olan korkuları yazisalim diye tekrar davetiye yolluyorum....
    Teklif var , ısrar yok !
    Kaçma ama Melis ; )

  • ercan

    ercan

    Yorum Linki Cuma, 03 May 2013 08:51

    Umut, makalene tamamen katılıyorum. çok doğru söylemişsin. Değindiğin konular, durumlar tamamen gerçek,, aynen de böyle hissediyorum. Duygularımı ve düşüncelerimi ifade etmişsin. Güzel yazmışsın. ben çok samimi buldum, belki üzerinde biraz çalışılabilinir, çok samimi ve sahici, çok sahici.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık