Menu

Bu yazı sadece kadınlara yazıldı !

DEĞİŞ TONTON … bu ifade yıllar önce izlediğimiz bir çizgi filmin önemli repliklerindendir. Etrafımızdakilerin bazen başka süslü ve güzel cümleler içerisine bu kısa ifadeyi içerdiklerini görüyorum. Keşke bu isteğe kolayca cevap verebilseydim. Ancak yine de kend kendime söyleniyorum işte hepsine haykırarak…

DEĞİŞ TONTON … bu ifade yıllar önce izlediğimiz bir çizgi filmin önemli repliklerindendir. Etrafımızdakilerin bazen başka süslü ve güzel cümleler içerisine bu kısa ifadeyi içerdiklerini görüyorum. Keşke bu isteğe kolayca cevap verebilseydim. Ancak yine de kendi kendime söyleniyorum işte hepsine haykırarak… Neyim ben; bir zamanlar televizyonda yayınlanan Tonton ailesinden miyim ? 

Karşılaştığım insanlara ve durumlara göre şekilden şekile mi girmeliyim ?

Parçaları duruma göre değiştirilebilen, hatta zaman zaman çıkartılması gereken bir puzzle mıyım?

Biz kadınlar neye ve kime göre şekil almalıyız. Özellikle erkeklerin etkisi, itelemesi ve bazen zorlaması ile kime hangi yönümüzü göstereceğimizi veya saklayacağımızı bilme becerisi edinmek zorunda kalıyoruz. Bu ne demek anlayabiliyor musunuz ?

Koca, patron, arkadaş, baba, akraba vs. hangi şekilde olursa olsun bir erkekle iletişim kurmaya başladığımızda; kimi zaman kendimizi korumak, kimi namusumuzu, kimi zaman işimizi, evliliğimizi, kariyerimizi korumak adına varlığımızın parçalarının bazılarını saklıyor, bazılarını kullanıyoruz. Ancak hep bunu doğru seçecek ve kullanacak ustalıkta olmalıyız. Herhangi birinde bir çuvallaya görün, bakın kimler saldırıyor size.

Sonra orada burada bir insan bütün olmalıdır, kendine saygılı olmalıdır vs. vs. hikayelerini okuyup dururuz.

Soruyorum size; biz kadınlar bu şartlar altında nasıl bütün olabiliriz. Kişiliğimizin parçalarını bir araya getirmek, kendimizi tanımak, bütünleyebilmek için ne kadar gayret edersek edelim;  yaşamın erkek gücü altında döndüğü bu dünya da bize izin verilir mi sizce?

Herhangi birimiz, kendi varlığımıza ilişkin bir şey ortaya çıkardığımız da bile onun formu sizin bir şekilde bilemeyeceğiniz, o kadın aklınızla tam olarak göremeyeceğiniz noktalar da bir erkek gücü altına alınır ve sizin kendinizi dair çığlıklarınız her daim bir tehdit olarak algılanır.

Evde anne, mutlu prenses, Afrodit, her sorunu çözen kuvvet ve koca eve döndüğünde onu krallar gibi karşılayacak bir kraliçe olmanız beklenir. İnanabiliyor musunuz buna, mutlu prenses her sorunu nasıl çözsün, bir prensesin sorunlarla işi ne……. Afrodit eline bezi alıp neden temizlik yapsın, yaparsa nasıl Afrodit kalsın...... ha bir de çocuk yapıp anne olacak Afrodit kraliçe kadın……karmaşaya bakın.

Film yıldızları bile çoğu film de sadece bir iki içerik barındıran roller de oynayıp Oscar alıyorken biz kadınlar günlük yaşam da onlarca rolün üstesinden gelip bir de çoğu zaman gizli gizli ya da açıkça cezalandırılıyoruz.

İş yerlerin de olanlar hepinize malumdur zaten, bir yandan kadınlığınızı ya gizleyip ya tam aleni haleni getirip işte kalabilmenin yollarını arar durursunuz. Bir yandan da hem kariyerinizi koruyup hem de kadın kalabilmek ve çeşitli yaftalar yememek için çabalamaya devam edersiniz.

Kadınların üstün de yürütülen siyaset ve bunun için kullanılan dinsel araçlar konusu zaten hepimizin bildiği konular.

Ben artık sıkıldım bundan. Kırklı yaşlarımdayım ve ömrümün büyük bölümü toplumun ve ailemin benden beklediği rollere uygun senaryolar bulup onlarda oynamakla geçti. Ve bu karmaşa da hep içten içe kendimi aramakla.

Bu günler de kendime dair bilgilerime yavaş yavaş ulaşıyorum. Artık bunu da hiçbir hegemonyanın, hiçbir erkek gücünün ya da toplumun her hangi bir etkisinin bozmasına izin vermeye niyetim yok.

Bu arada sadece kendim olarak, tüm içtenliğimle ve kalbimle yalnızca çocuklarımla iletişim kurabiliyorum. Ve bunu bozmaya kalkan her türlü sistemi reddediyorum...

 

2 yorum

  • Y.Açıkbaş

    Y.Açıkbaş

    Yorum Linki Pazartesi, 29 Aralık 2014 13:48

    Uzun zamandır bir erkekle beraber olmadığınızı düşünüyorum...!

  • lale

    lale

    Yorum Linki Pazar, 07 Aralık 2014 23:47

    Bunu yazan kimse kendi adına konuşsun,kadınlar adına değil söylediği şekilde yaşayan kaç tane erkek var biliyor mu.Bu yazının amacı kadınları aşağılamaktan başka bir şey değil.İnsan olan hiç kimsenin yönlendirmesiyle kalıptan kalıba girmez.Başlangıçda bahsettiği şeyler pekala erkekler içinde geçerli sanki erkekler patron,baba,aile,mahalle baskısı görmüyor.Anlattığı şeylerin hepsi insanın karekteriyle ilgili karekteri sağlam olanın her soruna bir çözümü vardır hemde en insancıl yolla.....

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık