Menu

Kanser olduğumu öğrendiğim anda bile güçlüydüm!

Acaba hangi kadın “dur ben bir güçlü kadın olayım” diyerek başlar hayata? Hangi etkiler güçlü yapar bir kadını ve aslında hangisi iyidir? Muhtaç kadın olmak daha mı mutlu eder insanı, bilmiyorum.

Acaba hangi kadın “dur ben bir güçlü kadın olayım” diyerek başlar hayata?

Hangi etkiler güçlü yapar bir kadını ve aslında hangisi iyidir? Muhtaç kadın olmak daha mı mutlu eder insanı, bilmiyorum.

Ve aslında nerede güçlüdür kadın?

Bana hep sen güçlü kadınsın dediler yıllar boyunca ve üstüme bir etiket gibi yapıştı bu sıfat. Her yerde her zaman güçlü olmak zorunda hissettim kendimi.

Gözyaşlarım olamadı benim. Ya da korkularım… Heyecanlanamadım bile güçlü olmak adına. Deprem olsa korkmak olmazdı. Yıldırım düşse ben tutmalıydım sanki.

Bu kadar güçlü müydüm hakikaten? Bu güç, bir maske miydi yoksa gerçek ben miydim bilemedim. Eğer maskeyse de hiç çıkartamadım.

İşte; bu güçlü olma durumu iyi bir şey mi kötü bir şey mi karar veremediği bir zamanda bir gün geldi kanser olduğunu öğrendi bu kadın.

Bu ne tuhaf bir duygudur. Doktor hiçbir duygu emaresi taşımayan yüzüyle, bir çırpıda söyler sana kanser olduğunu. Afallarsın… Sanki rüya gibidir. Bana mı söyledi acaba yoksa arkamda başka biri mi var der üstüne almazsın önce. Sonra varsa yanındaki kişilerin yüz ifadelerine odaklanırsın…

“Sakin olun yok bir şey” diyerek boyunlarına sarılıp teselli etmek istersin şoka girmiş sevenlerini.

Kimsenin senin için üzülmesini istemezsin. Gözyaşına tahammülün yoktur.

Sonra sakince çıkarsın hastaneden. Sanki rüya devam ediyor gibi nereye yürüdüğünü bilmeden.

Bir an yok olmak istersin. O şok havasından çıkmak, kendinle kalmak… Teselli eden sözcükler fazladır. Yalan olduklarını bilirsin ve kimseyi görmek istemezsin etrafında.

Arabana binersin. Sürer gidersin yolları. Beyninde yankılanır hiç durmadan kanser olduğun gerçeği. Ve devamında en soğuk kelime çınlar kulaklarında: “öleceksin”

Gece olup türlü uğraşlardan sonra uyuyabildiğinde unutabilirsin ancak bu korkuyu ama sabah uyandığında yine seninledir.

- Allahım çocuklarım…

- Daha çok küçükler...

- Annesiz kalmamalılar…

- Allahım ne olur ölmeyeyim…

İşte bu kanserle TANIŞMA safhasıdır.

Önce inanmadığın, sonra paniklediğin ve en sonunda kendine acıdığın safha.

Sonra bir sabah uyanırsın, odalarında uyuyan çocuklarının nefes sesleri gelir kulağına, gülümsersin. Liseden mezun olacakları günü düşlersin. Kep fırlatma anlarını fotoğraflarken yüzüne yayılacak o kocaman gülümseme yattığın yerde belirir yüzünde. Kızının düğününü, oğlunun askerliğini ve başka şeyleri düşünürsün… Birden koskocaman bir farkındalıkla titrersin. Bunların hepsi sen olsan da olmasan da yaşanacak. Oysa ki sen bunların sensiz yaşanıyor olmasının derdinde değilsin, senin derdin bunları göremeyecek olmak. O halde “haydi” şimdi, kendin için ayağa kalkma zamanı gelmiştir.

ALIŞMA işte böyle bir şeydir.

Sonrasında sonu gelmeyecek gibi görünen o tedavi süreci başlar. Zordur, acı vericidir. Ama tanıştıysan ve alıştıysan artık, SAVAŞMAK o kadar da zor değildir aslında. Çünkü o güçlü kadın geri gelmiştir bir kere. Silahlarını kuşanmıştır. O silahın adı YAŞAMA İSTEĞİ dir.

Yaşamak ise bazen güçlü bazen zayıf, bazen gülerek bazen ağlayarak, bazen kızgın bazen neşeli ama dibine kadar tüm duygularla birlikte olunca güzeldir.

Her kanser vakası kendi hayat farkındalığını yaşar. Ve kurtulabilenler için artık bambaşka bir hayat başlamıştır.

Tek amacı mutluluk olan…

Güçlü olmak mı kimin umurunda ki? Marifet mutlu olabilmekte.

Güçlü olmak mı kimin umurunda ki? Marifet mutlu olabilmekte.

 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık