Menu

Farkındalık neyin farkındalığı?

Çok bilgi aslında az bilgidir diyen bir danışanım var. Kendisine tam olarak ne demek istediğini henüz sormamış olsam bile üzerinde biraz düşünüp çalışmak istedim. Söylemek istediği farkındalık mıdır bilmiyorum ancak ben bu yönde algıladım.

İnsan zihni kelimelere ilişkin anlamları kendi yüklediğinden önce farkındalığa ilişkin bir tanımlama yapmalı...

Türk Dil Kurumu bu ifadeyi sadece farkında olma durumu diye tanımlamış. Sosyal pskikolog Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı ise farkındalığı “ kişilerin kendi tutum ve davranışlarının ne ölçüde farkında olduklarını belirtmek için kullanılan bir ifade” olarak tanımlamıştır. Bu makalede Kağıtçıbaşı’nın tanımlamasını kullanacağım.

Farkındalığa ilişkin yapılan bir deneyde bir grup üniversite öğrencisine, çocukların dayakla terbiye edilmesine ilişkin görüşleri soruluyor. Öğrenciler arasından deneye uygun olması için, dayakla terbiyeye karşı çıkan ancak toplumun genelinin dayağın doğru bir terbiye yöntemi olduğunu düşündüğüne inanan özel bir grup öğrenci deneye alınıyor. Bu öğrencilerin tamamına bir öğrenme araştırması gereği, eğer karşılarındaki kişi öğrenmeyi başaramazsa ona elektirk şoku verebilecekleri ya da vermeden öğretebilecekleri söyleniyor. Yani kararı denek verecektir.

Tüm öğrenciler bu talimatı aldıktan sonra aşağıdaki şekilde üç gruba ayrılıyor.

1. Sadece ayna önünde öğretmenlik yapacak olanlar

2. Bir grup önünde öğretmenlik yapacak olanlar

3. Ayna ve izleyici bir grup olmadan öğretmenlik yapacak olanlar

Şiddet eğilimi en yüksek grubun, dayakla terbiye hakkında kendi içsel muhalefetlerine rağmen izleyicilere ilişkin algılaması nedeniyle 2.grupta gerçekleştiği, ayna karşısında kendini gören 1. grubun ise, en az şiddet kullandığı görülüyor.

Aslında araştırmadan çıkan sonuç, kendi düşünce ve zihinsel modellerimize ilişkin farkındalığımızın (aynada görmek) davranışlarımızın, zihnimizle uyumlu hale gelmesini sağlarken, çevre farkındalığı (izleyicilerin dayağa olumlu baktıkları düşüncesi) zihinle, davranış arasındaki uyumun kopmasını sağlayabiliyor.

Anlam yaratan zihnim, çok bilgi az bilgidir diyen birinin söylemiş olduğu bu sözün sadece kendine ilişkin farkındalığın değil, çevreye ilişkin farkındalığın insan yaşamında nasıl –negatif- değişiklikler yapabileceğine ve kendimiz olma sürecinden nasıl uzaklaşabileceğimize ilişkin olduğuna inanıyor. Diğer insanlardan bağımsız yaşamak pek mümkün değil, değerlerimiz, kültürümüz, yaşam modelimiz öyle ya da böyle ciddi benzerlikler gösteriyor. Kimimiz daha fazla sevilmek adına uyum sağlıyor, kimimiz ise ben daha güçlüyüm nidasıyla karşı çıkmayı seçebiliyor. Ancak her iki durumda da çevre farkındalığı önemli bir etki sağlıyor. Bu faydalı mı, yoksa zararlı mı kim bilir?

Örneğin; Bebek Oteli’ndesiniz ve çevrenizde bir çok insan var, içinizden tüm çıplaklığınızla denize atlamak istiyorsunuz. Bunu istiyorsunuz ancak davranışınız buna eşlik edemiyor. Edemiyor, çünkü başka bir farkındalığa sahipsiniz. Çevre farkındalığı...

Çok fazla şey biliyoruz. Çok fazla farkındayız.

Yapamadığımız an neyin farkındayız, kendi isteklerimize uyamadığımızın mı? Çevrenin üzerimizdeki etkisinin kendi isteklerimize ket vurduğu anın mı?

Farkındalık eğer kendimizi tanımaksa bence çok faydalı, ancak çevremizi tanıyıp bizi engellemesine izin vermekse boş verin gitsin.

Ben sevdim bu sözü “bazen çok bilgi az bilgidir”. Çünkü bir çocuk bile Bebek Oteli’nden denize çıplak olarak atlayabilir.

Ya ben!! sanmam!!!

Çocuk neyin farkındadır? Bilmem, siz biliyormusunuz?

Belki de Nasreddin Hoca’nın fıkrası burada çok işe yarar.

Nasreddin Hoca çarşıda dolaşırken gevezenin biri:

- Efendi, az önce nar gibi kızarmış bir tepsi baklava götürdüler demiş.

Hoca aldırış etmeksizin ;

- Bana ne demiş.

- Amma, baklava tepsisini sizin eve götürdüler demiş geveze. Hoca terslemiş adamı

-E o zaman da sana ne ?

Yani denize atlayan kim? Rahatsız olan kim?

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

Bu kategoriden diğerleri: Koçun Varlığı (Presence) »

5 yorum

  • Filiz

    Filiz

    Yorum Linki Perşembe, 28 Nisan 2016 22:05

    Aklını, mantığını ve duyugularını aynı aynı anda yola koymaktır farkındalık. Akıl bligi gerektirir, mantık tartar, duygular uygulatır.

  • yıldız çetin

    yıldız çetin

    Yorum Linki Perşembe, 28 Nisan 2016 12:10

    anlamlandırabilmektir..algımıza giren her ne ise çemberimizde anlamlandırma yetisiyle yoğurmamızdan kalandır.

  • Yigit Acikbas

    Yigit Acikbas

    Yorum Linki Çarşamba, 21 Mart 2012 14:15

    Dunyanın sorunu ;

    Akıllılar hep kuşku içinde iken , aptalların "kustahca" kendilerinden emin olmalarıdır.

    Bertrand Russel

    Kısacası ; Cok bilgi , az bilgidir....cok iyi bir ornek var / dir hayatlarımızda......

  • Sanem APA

    Sanem APA

    Yorum Linki Salı, 20 Mart 2012 13:12

    çok ilişki az "AŞK" değil; gerçek "AŞK"ın değerini bilmede sadece aracıdır...

  • Yigit Acikbas

    Yigit Acikbas

    Yorum Linki Pazartesi, 19 Mart 2012 17:46

    Cok iliski , az "ask"tır........

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık