Menu

Kurum, Vizyon, Aidiyet ve Değerler

Çalışan bağlılığınızdan memnun musunuz? Çalışan bağlılığınızdan memnun musunuz?

Son yıllarda şirketlerin gündeminde yer alan en önemli konulardan  biri "en yetenekli insanları şirkete çekmek, etkin bir biçimde yönetmek ve elde tutabilmek...” Yani kurumların önemli gündem maddesi; çalışan bağlılığını, aidiyetini sağlayabilmek. Bu çerçevede büyük küçük tüm şirketler; aidiyet duygusu yüksek, şirkete bağlı bir çalışan ekibine sahip olmak için bir çok yöntem uyguluyor ve bu konuya ciddi bütçeler ayırıyor. 

Artık tüm şirketler insan faktörünün öneminin farkında. Ama şirketi geleceğe taşıyacak insan kaynağının da yetenekli ve doğru bireylerden oluşması gerekiyor. Bu yüzden doğru ve yetenekli insanların işe alınması ve yükseltilmesine yönelik çok gelişmiş araçlar kullanılmaya başlandı. Doğru yani işe en uygun yeteneğe sahip insanlara sahip olmak tek başına yetmiyor. Buna paralel olarak; onların tüm potansiyellerini ortaya koyabilecekleri ortamları yaratmak ve şirkete bağlılıklarını sağlamak stratejik önem taşıyor. 

Peki,  “Bağlı Çalışan” deyince ne anlamamız gerekiyor?

Çalışanların, yaptıkları iş için hevesli olmaları gerekiyor. Çünkü şirket vizyonunu destekleyecek olanlar onlar. Ayrıca şirketin hedeflerine katkıda bulunuyor olmanın sorumluluğunu da hissediyor olmalılar. Böylelikle şirketin başarısı için çalışırken kendi başarılarına da imza atmış olduklarını bilirler. (hissederler)

Bağlı çalışan yaratmanın (istihdam etmenin) bir çok yolu ve metodu var. Ama; ben şirketin vizyonunun, çalışanların aidiyet duygusunu geliştirmedeki (oluşturmadaki) etkisini ele almak istedim.

Kurumların, şirketlerin hatta kişisel web sitelerini incelediğinizde “Vizyon” sekmesi muhakkak vardır. Bunlardan bir kaçını okuduğunuzda anlamakta zorlanacağınızı temin edebilirim. O kadar karmaşık ve uzun bir dille ifade edilmiştir ki hangi sektörde hizmet verdiğini bilmiyor olsanız, hiç bir şey anlamayacağınız garantidir. Çünkü; ne kadar uzun, ne kadar karmaşık olursa o kadar havalıymış izlenimi yarattığımız algısı hayli yaygın.

Oysa baktığımızda büyük ve başarılı şirketlerin vizyonları basit ve açık bir dille yazılmıştır. Vizyonunuzu öncelikle ekibiniz anlamış olmalı ki bunun gerçekleşmesi için ve bu başarının parçası olmak için istekli olabilsinler. Anlamadığınız, bilmediğiniz bir şeye istek duyamazsınız. Çünkü; nasıl yapılacağına dair bir fikriniz yoktur.

Bunu nasıl sağlayabilirsiniz sorusuna gelince:

Ekibinizin her bir üyesi;

  • Ne yaptığını,

  • Kimin için yaptığını ve

  • En önemlisi ne için yaptığını bilmek zorunda.

Bu farkındalıkları yarattığınızda ekibiniz; şirket vizyonunu gerçekleştirebilmek adına neler yapacaklarını ve ne için yapacaklarını anlarlar. İşte  tam bu noktada duygusal bağlanma gerçekleşir. Başka şeylere gerek kalmadan da ekibinizin motivasyonu otomatik olarak artar.

Bir başka önemli konu ise kurumun değerleri ile çalışanın değerlerinin uyumlu olması. Bunu sağlayabilmek biraz zor olsa da imkansız da değil.

Kişinin ve kurumun değerlerinin çatışması veya uyuşması durumunda neler olur, bununla ilgili kendi deneyimimi paylaşayım sizlerle. TV haberciliği yaptığım dönemde bir özel TV kanalında işe başlamıştım. İlk bir haftanın sonunda “Benim burada ne işim var?” demeye başlamıştım bile. Çünkü benim baskın olan değerlerimle, kurumun değerleri ve vizyonu arasında uçurumlar vardı. Tahmin edeceğiniz gibi birinci ayın sonunda istifa dilekçemi verdim.

Geçiş yaptığım diğer TV kanalında ise ilk dakikalardan itibaren kendimi oraya ait olduğumu hissetmiştim. Çünkü; adalet değerimi destekleyen adil haber müdürüm, özgürlük değerimi beslediğim bir çalışma ortamım ve dürüstlük değerimi bulduğum haber etiğinden ödün vermeyen bir TV kanalındaydım.

Yani ister bir kurum olun isterse sadece bir birey; tüm hedeflerimizi değerlerimiz üretirler. İstediğimiz her şey, tatmin etmek istediğimiz bir değerin ifadesidir ve değerlerimizi yüceltmek, yaşam motivasyonumuzu korur.

Kısaca önce değerlerinizi fark edin sonra açık dille ifade edilmiş bir vizyon oluşturun.

Fügen Albayrak

Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunudur. İş hayatına, kuruluşunda da yer aldığı THY A.O Sosyal Yardım Vakfı Başaran Çocuk Yuvasında okul öncesi öğretmenliğiyle başlamış ve bu kurumda yöneticilik de yapmıştır. Moskova'da yaşadığı dönemde American Touro Unıversity of Moscow'da Busıness Admistration bölümünü bitirmiştir. Türkiye'ye döndükten sonra kariyer hayatına özel TV kanallarında Haber Muhabirliği yaparak devam etmiştir. Kandilli Rasathanesi ve Ahmet Mete Işıkara işbirliğiyle hazırlanan Deprem Bilinci Projesi ödüle layık görülmüştür. Türkiye deneyimlerinden sonra yeniden Expat olarak Kosova'da expat  ve Kıbrıs'ta hayatına başlamış ve eğitimlerini ve çalışmalarını Kosova'da sürdürmüştür. Türkiye'de doğru koçluk modelini ve standartlarının uygulanması, mesleğin doğru anlaşılıp doğru ifade edilmesi için çalışmaktadır. Uluslararası Koç Federasyonu (ICF) tarafından ACC ünvanına sahip Türkiye'deki sayılı koçlardan biridir ve NEO PI-R yetkin uygulayıcısıdır. Ayrıca Istanbul School of Psyhcology bünyesinde Suç ve Suçlu Psikolojisi konusunda eğitimler almıştır.  Sola Unitas Akademi’de kurumlara yönelik özel olarak tasarlanmış duygusal zeka, iletişim, adaptasyon ve sürdürülebilirlik temelli eğitimlerin yanı sıra, Takım Koçluğu ve Yönetici Koçluğu eğitimleri veren Fügen Albayrak döngüsel diyalog alanında ve toplantı enerji akışı yönetiminde uzmandır.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık