Menu

Liderler neye önem veriyor...

Geride bıraktıklarını düşünmek Geride bıraktıklarını düşünmek

Bir an için düşünün bir şirketin tepe yöneticisi en fazla neye önem verir. Nelerin eksik olduğunu ya da geliştirilmesi gerektiğini mi düşünür. Vizyon, büyüme, maliyetler, gelirler, yetenekler ya da kalite midir önem verdiği?

İlk bakışta tahmin etmek pek de kolay değil, çünkü her lider bir diğerinden farklı... Tek bir standart liderlik modeli yok, belki de dünyada, dünya nüfusu kadar farklı liderlik örneği var. En azından herkes kendi hayatına liderlik yapıyor. Ancak burada bahsettiğimiz liderler daha çok kurumsal liderler diyebileceğimiz iş dünyasının guruları… Belki siz de bazılarını yakından tanıyorsunuz.

IBM tarafından Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre şirketlerin üst düzey yöneticileri için en önemli şey "Yaratıcılık". Bu çok da ilginç gelmemeli aslında… İnsan var olduğundan beri değişmeyen bir gerçek; büyüyemezseniz, yok olursunuz. Büyümek için de en önemli ihtiyaç yeni projeler, yeni ürünler ve yeni hizmetler üretebilmektir.

Çoğu yönetici kendi şirketlerinde yaratıcılıkla ve yenilenme ile ilgili problem olduğunu, yaratıcılığı yeterince destekleyemediklerini düşünüyorlar. Yeni önerilerin, fikirlerin ve iş yapma modellerinin yeterince oluşamadığı ve bunun büyümeyi güçlendiremediğini düşünen onlarca üst düzey yönetici var birlikte çalıştığım…

Bir an için düşünün sizin şirketinizde durum nasıl?

Yaratıcılık şirketlerin büyüyebilmesi ve gelişebilmesi için en önemli anahtarlardan biridir. Aslında Türk İş Dünyası'na bakıldığında çeşit çeşit inovasyon projelerini de görebiliriz. En sevdiklerimden bir tanesi de Akçansa’nın yapmakta olduğu “Betonik Fikirler”, projeyi incelerseniz kendi şirketiniz için de bazı ilhamlar yakalayabilirsiniz.

Ancak bir çok şirketin yaratıcılık ve inovasyon diye tutturduğu bir dünyada altyapısal ve kültürel bazı temel yapı taşlarının da farkında olmak gerekiyor. Bugüne kadar güçlü mali yatırımlar da yapılan bu alanda belki de isim olarak anılabilecek tek yazar Prof. Dr. Arman Kırım'dır. Kendi yazmış olduğu "Mor İneğin Akıllısı" kitabıyla bir süre şirketlerin göz bebeği olmuş ve şirketlerin inovasyon politikalarında temel değişiklikler gerçekleştirebilmiştir.

Kültür değişimi hem davranış değişikliklerine hem de güçlü çevresel değişikliklere ihtiyaç duyar. Gerçekte her birimiz yaratıcılık özellikleri ile dünyaya geliriz. Bir an için kendi çocukluğunuza dönün ve ne kadar yaratıcı olduğunuzu hatırlamaya çalışın. Bazen eğitim çalışmalarında grubun önüne bir piyano koyduğumuzda ve onlardan yaratıcı bir şey yapmalarını istediğinizde farklı notalarla müzik sesi çıkarmaya çalışırken, benim oğlum üç yaşındayken piyanoyu ayaklarıyla çalmaya çalışıyordu. Şimdi asıl soru hangi durumun daha yaratıcı olarak değerlendirilmesi gerektiği... Çünkü yaratıcılık sadece kutunun dışında düşünmek değil aynı zamanda fayda yaratabilmektir. Öğrenme yaratıcılığı azaltır ancak yaratıcılık öğrenme ile daha faydalı bir hale gelir. Aslında öğrenme arttıkça kutunun dışında düşünme azalır ancak optimum bir noktada öğrenme ve yaratıcılık bir araya gelebilir.

Her birimiz için geçerlidir bu... Çoğu zaman öğrenmek, yeni sınırlar edinmek ve yeni fikirlerin yargılanacağını düşünmek bizim yaratıcılığımızı engelleyen en önemli konulardır. Tabi ki öğrenilmiş çaresizliği de eklemek gerekir. Eski öğrendiklerimiz yeni öğrendiklerimiz ile çeliştiğinde yeni düşünce sistemine geçmek pek de kolay olmaz.

Bir anaokulu çocuğu ile görüşürken ya da evinizde bu çocuk varsa bazen söylediği yaratıcı cümleler o kadar ileri gider ki sadece yüzümüzü gülümsetir. Geçenlerde anaokulunda bir çocuğa hayalin ne dendiğinde çocuğun cevabının evimizde bulunan filin hortumundan içeriye girip, kalbindeki inciyi almak istiyorum demesi belki de durumu biraz da olsa özetler. Öğrenme düşük, yaratıcılık tavan…

Yaratıcılıkla ilgili hoşuma giden bir hikâye vardır. Bir gün bir tır ve o tırın üzerinde bir iş makinesi yolculuk yaparken bir tünele denk gelmiş. Tünelin yüksekliği tır ve yükünün yüksekliğinden sadece 3-4 cm daha azmış ve tüm ekip karar kara düşünmeye başlamış nasıl tünelden geçeceklerini... Saatlerce uğraşan ekip tünelden geçiş için bir türlü yol bulamamış... Oldukça tesadüf bir şekilde yakınlardan geçen 7 yaşında bir kız çocuğu onlara hem iş makinesinin hem de tırın lastiklerinin biraz indirilirse tünelin içerisinden geçebileceği fikrini ortaya koymuş ve tüneli ancak bu şekilde geçebilmişler. Bu örnek de ise hem yaratıcılığı hem de fayda unsurunu beraber görüyoruz.

Yaratıcılığın ilginç bir özelliği var, ne zaman nerede ortaya çıkabileceği belli olmuyor. Ancak nerede ortaya çıkmadığını biliyoruz. En büyük düşmanı ve engelleyicisi de stres ve kaygı… Hatta kaygıya yaratıcılığın ölümcül düşmanı da diyebiliriz.

Kaygıdan tamamen vazgeçmek mümkün değil, üstelik bazen ilerlemeyi de sağlıyor. Belki sadece şirket kültüründe kaygı yaratan sistemleri ve bürokratik ve dededen kalma yöntemleri biraz esnetmek gerekiyor.

Yine de şirketinizde yaratıcılık ve inovasyon kültürünü geliştirmek ve insanların biraz daha kutunun dışında düşünmelerini istiyorsanız aşağıdaki önerilerimi dikkate almanızı tavsiye ederim.

- Fiziksel Çevre Koşulları Yaratıcılığı Etkiler

Mümkün olduğunca renkleri kullanın, karanlık ve renksiz ofisler yaratıcılığı ve kutunun dışında düşünmeyi azaltırlar.

- İnsanların bürokrasiye uyumları konusunda çok sert sınırlar belirlemeyin.

Çalışanlar genellikle ne kadar sınırlandırılırlarsa o kadar az yaratıcı düşüncelere kendilerini açarlar. Çalışmalarını planlanmış ve sınırlanmış olmaktan çok oyunsal faaliyetlerle desteklemek yaratıcılıklarının ortaya çıkmasını kolaylaştıracaktır. Ancak tabi ki sınırların da doğru ve uygun şekilde esnetilmesi önem kazanacaktır.

- İnsanların deney yapmasına izin verin.

Başarısız olmaktan ve yargılanmaktan daha az korkan insanlar kesinlikle daha çok deneme yapacaklardır. Denemekten korkarlarsa asla atım atmazlar. Yaratıcılık cesarete ve denemeye ihtiyaç duyar.

- Eğlence yaratıcılığın en önemli kuralıdır.

Personeliniz devamlı eğlensin demiyoruz, ancak eğlence için açılan küçük imkanlar şirket içerisindeki yaratıcılık kültürüne katkı sağlayacaktır.

- Kalabalık kaynak kullanımı (Crowd Sourcing) yeni dönemin en önemli kavramlarından birisidir.

Şirketiniz bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda birçok kişinin yardımını aynı anda isteyip, başaran kişi ya da takımları ödüllendirebilirsiniz. Küçük yarışmalar yaratıcılığı destekleyecektir. Örneğin yakıt maliyetlerini düşürmek istiyorsanız bunla ilgili küçük bir yarışma açı ve tüm personeliniz, buna idari bölümler de dâhil projeler ve fikirler önersinler. Bir öneri sisteminiz olması genellikle yetmez, sisteminizi biraz boyayıp renklendirmeniz de gereklidir.

- Yaratıcılığı ateşleyin.

İnsanların yaratıcı olmasını istiyorsanız onların buna tutku hissetmelerini sağlamalısınız. Eğer tutku hissederlerse kendi projelerine kendilerini adayacaklardır. Yaratıcılığı bir erdem gibi gösterin ve devamlı olarak takdir edin.

Her durumda yaratıcılık ve inovasyon kültürünün değişebilmesi için yönetici olarak üzerinize düşen bazı görevler var. Ancak kesin olan şu ki; yakın zamanda sadece yaratıcı olan şirketler ayakta kalabilecek ve varlıklarını devam ettireceklerdir. Sizin de bu büyüyen lider şirketin lideri olmak gibi sizi bekleyen bir gelecek var.

Kaynak: Sola Unitas Academy

 

 

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık