Menu

İyi bir lider olmak için kaç yaşına gelmeniz gerekiyor?

Lider Savaşları Lider Savaşları

Sizce iyi bir lider olmanın yaşınızla bir ilgisi var mı? Ya da varsa nasıl bağlantı kurabiliriz? Bu soruları ilk duyduğunuzda hiçbir ilişkisi olmadığını, ortama, kültüre, yapıya ya da şirkete göre değişebileceğini doğal olarak düşünebilirsiniz.

Hedefim biraz da sınırları zorlayarak bu konuyu tartışmaya açmak. Yıllardır liderlerin algılanma çalışmalarına destek olduğum için liderliğin gerçeklikten çok algılanma yani insanların sizi ne kadar iyi bir lider olarak gördüklerine bağlı olduğunu biliyorum. Sonuçta lider demek takip edilen kişi demektir. Takip edilmiyorsanız kime liderlik yapabilirsiniz ki…

Takip edilebilmeniz için de lider olarak algılanmanız gerekiyor. Eğer liderlik algılama ile ilişkiliyse ve yaşınız algınıza negatif ya da pozitif yönde etki edebiliyorsa açıktır ki, yaşınız insanların sizi ne kadar takip ettiklerine de etkide bulunacaktır. Genç, orta yaşlı ve yaşlı her birimiz hayatımızın farklı dönemlerinde farklı liderlik özellikleri gösteriyoruz. Bu yüzden bizi takip edenler ve onların algılamaları da yaşımıza, karakterimize ve özelliklerimize bağlı olarak değişiyorlar.

“Yaşlı her şeye inanır, orta-yaşlı her şeyden şüphelenir, genç ise her şeyi bilir.” – Oscar Wilde

Sadece şirket liderlerine değil, aynı zamanda dünyadaki siyasi liderlere de baktığımızda, yaşlarının genellikle yüksek olduğunu kolaylıkla fark edebiliriz. Tabi yakın bölgelerimizde ki Alexis Chipras ya da Selahattin Demirtaş gibi siyasi liderlerin şaşırtıcı bir şekilde bu trendleri de değiştirme yönünde katkı yaptıklarını söyleyebilirim.

Bu konuda yakın zamanda yapılan bir bilimsel çalışmanın tartışmaya katkı sağlayacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir akademisyen olan Spisak ve arkadaşları tarafından yapılan bir araştırma oldukça ilginç… Kişiler, liderleri temel olarak iki nedenle takip ediyorlar. Bu iki nedene bağlı olarak da takip edecekleri liderleri seçtiklerini iddia ediyorlar. Bu iki nedenden birisi lideri takip eden kişinin daha çok istikrar sağlayan, daha az değişiklik yapan, daha az risk alan, belirsizliği ortadan kaldıran ve sistemleri devam ettirmek isteyen kişilerin motivasyonudur. Diğeri ise lideri takip edenin daha fazla risk alan yenilikçilik sağlayan, sistemleri değiştiren, muhafazakâr olmayan ve durumu değiştirme konusunda daha rekabetçi ortamları arzulayanların motivasyonudur.

Her iki motivasyon türü liderlerin takip edilmesi ve takip edilecek liderin özelliklerine güçlü bir etkide bulunuyor. Yapılan çalışmada değişiklik arayan ve riskli ortamları seven takipçiler, genç liderleri takip etme eğilimine sahipken, sistemi muhafaza etmek isteyen ve belirsizlikten hoşlanmayan kişiler daha yaşlı liderleri takip etme eğiliminde gibi görünüyor. Teorik olarak gerçekleştirilen bu deneylerin doğruluğunu test etmek için elbette ki etrafımıza biraz bakmamız gerekiyor. Özellikle siyasi açıdan çalkantılı olan dönemlerde değişiklik talebi arttığı için daha genç liderler popüler hale gelirken, siyasetin sakin olduğu ve beğenildiği dönemlerde istikrar arayışı daha fazla olduğundan daha yaşlı liderler tercihlerde ön plana çıkıyor.

Siyasette genel olarak sağ eğilimli partilerin daha yaşlı liderleri, sol eğilimli partilerin ise daha genç liderlere yöneldiğini tüm dünyada rahatlıkla görebiliriz. Aynı yaklaşımı dinsel düzeyde de ele alabiliriz. Reformist dönemler hariç, dinsel inançları yoğun olanlar daha muhafazakâr olduklarından liderlerin yaşlarının oldukça ileri olmasını tercih ediyorlar. Peygamberlerin genç olmasını ise var olan yapıda devrimci niteliklere sahip olmalarına bağlayabiliriz.

Kendi deneyimlerimden de özellikle şirketlerin değişikliğe ihtiyaç duyduğu dönemlerde genç liderlerin tercih edildiğini ancak istikrar aranan dönemlerde lider seçiminde daha muhafazakâr bir yaklaşım seçildiğini görmek de mümkün. Yukarıdaki anlattıklarımı kariyer anlamında kendiniz için de kullanabilirsiniz. Eğer erken yaşta lider olmak istiyorsanız daha dinamik, daha hareketli ve yenilikçilik kapasitesi yüksek firmaları tercih etmenizi, eğer sindire sindire ilerlemek istiyorsanız daha istikrarlı, tekel yapısına sahip ve/veya emtia (su, şeker, çimento gibi) üreten firmaları tercih etmenizi önerebiliriz.

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık