Menu

Saplantılı Yöneticiler : Don Kişot Olmaya Var Mısınız?

Saplantılı Yöneticiler Saplantılı Yöneticiler

İş hayatınızda saplantılı yöneticilerle karşılaşıyor musunuz? Evet ise, hatta sizin yöneticiniz böyle biriyse işiniz oldukça zor demektir! Ancak, bunun size sağladığı önemli fırsatlar da var. Yazının devamında saplantılı kişileri yönetebilmek için tüyolar vereceğim. Hayatınızı kolaylaştırmak istiyorsanız rahatlıkla uygulayabileceğiniz türden önerileri bir süre deneyebilirsiniz. Hayatınızın değişeceğine eminim.

Shakespeare’in Macbeth adlı eserini bilenleriniz vardır. Oyunda Lady Macbeth adlı karakterin saplantılı bir kişilik olduğunu ve kanı temizlemek için devamlı ellerini yıkadığını hatırlarsınız. Bu davranışların altında suçluluk hisleri bulunmaktadır. Lady Macbeth kadar olmasa da takıntılı ya da saplantılı diyebileceğimiz düşünceler her birimizde vardır. Bazen elektrik direklerine dokunarak yürümeye çalışırız ya da futbolda tuttuğumuz takımın gol atabilmesi için birbirimizin üstüne çıkmak gibi garip ritüelleri sürdürürüz.

Bu örneklerin artmaya ve vazgeçemeyeceğimiz hale gelmesine ise “hastalık düzeyinde saplantı” denir. Masum takıntılar bir yana iş hayatımızda maruz kaldığımız bize zarar veren; bizi öfkelendiren, zehirleyici saplantılar da vardır. Bunların bir kısmı arkadaşlarımızdan gelir ve bunlarla mücadele etmek göreceli olarak kolaydır. Ancak benzer saplantılar yöneticilerimizden geliyorsa elimiz ayağımız biraz daha bağlıdır. Karşımızda ücret aldığımız ve her istediğimizi söyleyemeyeceğimiz biri vardır.

Birlikte çalıştığım yöneticilerden birinin en önemli takıntılarından biri, personelinin devamlı olarak onu devirip yerine geçme ve kendisiyle rekabet içerisinde olduğunu düşünmekti. Bu düşüncelerle devamlı olarak biraz tecrübeli hale gelen ve akıllı çalışanlarını belirli bir zaman sonra işten atabilmek için elinden geleni yapıyor ve suçluluk hissetmemek için de kendini haklı çıkarabilecek bahaneler yaratıyordu. Bölümünün performansı ve işten atılmalar nedeniyle birileri durumu fark etti ve bu konuda oldukça sert geri bildirimler aldı. Böyle devam etmesi halinde işine son verileceği de uyarılar arasındaydı. Zihninde taşıdığı korkuların gerçek olmadığı ama bu korkuların ürettiği davranışların onu en derin korkusuna yaklaştırması yeni bir uyanış başlatmıştı.

Saplantıların her birimiz üzerinde ortak etkileri ve özellikleri vardır:

  • Hepimiz bazı saplantılı düşüncelere sahibiz.
  • Çoğumuz saplantılı düşüncelerden kurtulmayı becerebiliyoruz. Bir kısmımız ise bu düşüncelerle mücadele etme yöntemleri konusunda başarısızız. Bu kişiler bir türlü akıllarından çıkaramadıkları düşünceleri güçlü ve hastalıklı saplantılar haline getirirler.
  • Saplantı sahibi olanlar, akıllarına gelen düşüncelerin tehlikeleri konusunda dramatik tahminler yaparlar. Genellikle, en çok korktukları şeylerin gerçekleşeceğini düşünürler. Örneğin üst yöneticilerden biri orta düzey yöneticinin altında çalışan bir personeli takdir ettiğinde, orta düzey yönetici yerini kaybedeceğine inanır. Bu genellikle rasyonellikten uzak, abartılı bir sonuçtur.
  • Saplantılı düşüncelerle gelen korkuların sonuçlarından kendilerini ve çevrelerindekileri sorumlu tutarlar ve hem kendilerini hem de çevrelerinde bulunan kişileri cezalandırırlar. Örneğin saplantılı bir yönetici tehlike boyutuna getirdiği düşünceleri nedeniyle altındaki personeli işten atmaya ya da itibarsızlaştırmaya çalışabilir. Üstelik bu yöneticiyi düşünceleri durduramadığı için geceleri uyku tutmaz. Yorgun ve bıkkın bir hale gelir. Devamlı gerginlik hali sağlığını da tehdit etmeye başlar.
  • Düşüncelerimiz nedeniyle oluşturulan korkular yöneticinin mantık dışı davranışlar göstermesine sebep olur.

Asıl soru hayatımızda böyle bir yönetici olduğunda ne yapabileceğimizdir.

Saplantılı olan kişilerin kaygıları ve geleceğe ilişkin endişeleri bilinçli olarak oluşan ve kişiye fayda sağlıyormuş gibi görünen düşüncelerdir. Saplantılar kişilerin kendilerini koruması için oluşurlar. Ancak abartılı oluşları nedeniyle yıkıcı ve zehirleyici etkileri vardır.

Hiç birimiz kendi zihnimizi zorla durduramayız. Üstelik bu düşünceler bizi kendi kendimiz ile bir savaşa sürüklerler. Bu savaşta genellikle taraflar da belli değildir. Bu tür bir durum içerisinde olan birine karşı siz de savaş açarsanız ya da onun açmış olduğu savaşa girerseniz herkes kaybedecektir. Böyle bir durumda öfke ve nefret etmek yerine şefkat göstermeyi seçebilirsiniz. Biliyorum nefret etmeniz gerektiğini düşündüğünüz birine şefkat göstermek çok zordur ancak dediğim gibi önemli olan sizin de zarar görmemeniz. Diğer her olasılıkta beraberce kayıplar vereceksiniz.

Yapmanız gereken en önemli şey, yöneticinizin korkularını belirlemek ve bu korkuların ortaya çıkışını tetikleyen davranışlardan uzak durarak mümkün olduğunca onu teskin etmeye çalışmaktır. Onunla konuşun, onu anlamaya çalışın ve açıkça söylemese bile korkularını görebilmeniz size yöneticinizi yönetmeniz konusunda önemli avantajlar sağlayacaktır.  

Biraz Don Kişot olmak gibi görünse de birilerinin de saplantılı olanlara destek olması gerekiyor. İnanın bana kazancı çok yüksek olacak. İyi liderliğin ilk kurallarından biri astlarınızı değil, üstlerinizi yönetebilmektir.

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık