Menu

Lider olmak ya da olmamak, bütün mesele bu...

İyi bir lider olabileceğinize gerçekten inanmadığınız sürece iyi bir lider olamayacaksınız. Her durumda iyi bir lider olmak için 2 şeye ihtiyacınız var. Birincisi; iyi bir lider olmayı istemek, diğeri ise iyi bir lider olabileceğinize inanmak.

İyi bir lider olabileceğinize gerçekten inanmadığınız sürece iyi bir lider olamayacaksınız. Her durumda iyi bir lider olmak için 2 şeye ihtiyacınız var. Birincisi; iyi bir lider olmayı istemek, diğeri ise iyi bir lider olabileceğinize inanmak.

30’lu yaşlarımdan önce bir lider olabileceğimi asla düşünmezdim ve benden sadece çok iyi bir 2. adam olabileceğine inanıyordum. Lider olmak bile istemezdim” diyor, şimdilerde çalıştığım çok uluslu bir şirketin tepe yöneticisi. Genç yaşlardayken kendisini gerçekte lider olmak istemediğine inandırmış olduğunu ancak bunu şimdi fark edebilmiş olduğunu da ekliyor. Şimdilerde başarılarına başarı katan bu lider, bir gün yolda kaza yapan bir kadının etrafında toplanan kalabalığa rağmen içindeki liderliği ortaya çıkararak onu nasıl kurtardığından bahsediyor. Tam da o anda anlamış liderliğin onu nasıl besleyebileceğini ve tatmin edebileceğini…

Gerçek şu ki eğer kral ya da padişah çocuğu değilseniz, lider olarak doğmuyoruz. Lider olarak değil takip eden olarak büyütülüyoruz. Okulda, gruplarda, askerlikte hep liderlikten çok yönetilen ve takip eden olmamız isteniyor. Ne de olsa lider pozisyonu az ve insan sayısı çok fazla. Elbette ki toplumun çoğunluğu kendi hayatı ya da ailesi dışında liderlik pozisyonlarını dolduramayacaktır.

Ben liderliğin 2 konuyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Bunlardan birincisi tepki verebilme becerisi ya da İngilizce ifadeyle response (sorumluluk) – ability (becerisi) diğeri ise account- ability (Türkçe’de bir karşılığı yok)

Tepki verebilme becerisi (Response - ability): Türkçe’de sorumluluk olarak tanımlayabileceğimiz bu ifade, başımıza gelen herhangi bir olaydan sonra sorumluluğun kaynağına göre doğru tepkiyi verebilmek demektir. Örneğin evinize hırsız girdiğinde bu hırsızlık olayını, polise bildirmek sizin doğru tepkinizdir. Eğer bu tepkiyi verebilme becerisine sahipseniz, doğru sorumluluğu gösteriyorsunuz demektir.

Hesap verebilme becerisi (Account-ability): Türkçe’de kullanım karşılığı olduğunu pek söyleyemem. Belki de kültürel olarak olaylar karşısında başkalarını suçlama eğilimimiz yüksek olduğundan kendimize dönerek, ne oldu da bu benim başıma geldi sözlerini pek kullanmıyoruz. Düşünüş şeklimiz bu yönde değil en azından. Sonuçta böyle bir düşünüş modelimiz olmadığı için tarihsel olarak bu kelimenin karşılığında Türkçe bir kelime yerleştirememişiz.

Her iki durumu da tam yansıtabilmek için elbette bilinç seviyemizde bazı değişiklikler gerçekleştirmek gerekiyor. Çoğu kişinin iddia ettiği gibi ben, bilinçaltı ya da bilinçüstü kavramlarına karşı olduğumu söyleyebilirim. Benim için tek bir bilinç var ve her şeyi kapsıyor, yani vücudumuzda birbirinden bağımsız iki ayrı ünite yok. Tüm vücudumuz duygularla çalışıyor, ancak biz bunu bazen farklı algılayabiliyoruz. Binlerce yıldır felsefecilerin tartıştığı konularda taraf olmak kolay olmasa da ben insanın bir yazılım olduğunu düşünme eğilimindeyim. Her bir kararımız duygulara dayanıyor, her bir karar için en ilkel olan sürüngen beynimizin faaliyette olduğuna inanıyorum. Zevki takip ediyor ve acıdan kaçıyoruz. Bu yüzden liderlik ve liderlik sorumlulukları ve becerileri ile ilgili olarak keyif, zevk gibi duyguları ortaya çıkarabilecek inançları artırmamız iyi bir lider olmanın ilk kurallarından biri.

Eğer bu sorumluluklara acı yönünden bakarsak kimse lider olmak istemeyecektir ya da lider olsak da bize keyif veren davranışlar bize uzun süre liderlik sağlayamayabilecektir. İşte bu yüzden liderliği öğrenmek, nasıl keyif alabileceğimizi anlamaktan geçiyor. Yazılımınıza yapabileceğiz küçük bir güncelleme bile bunu sağlayabiliyor. Sadece I-Phone’umuzu güncellemeye harcadığımız emekten daha fazlasını kendi yazılımımızı güncellemeye harcamalıyız. Ancak şunu söyleyebilirim ki lider olmak önemli bir kendini gerçekleştirme süreci ve sonu da yok. Birinin lider olduğunu hayata iz bırakabildiğini görmek hayatta deneyimleyebileceğiniz en mutlu anları yaşatıyor. Bir de içerisinde olduğunuz bu tecrübeyi sizin yaşadığınızı düşünsenize… Hadi birazcık çaba, kendi bilincinizde yapabileceğiniz küçük değişiklikler bile sizi daha önce hiç olmadığınız farkındalık seviyelerine ve belki de kendi içsel cennetinize götürecek. Şimdiden o cennette size mutluluklar dilerim eğer gerçekten siz “O” kişiyseniz.

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık