Menu

Rüya İşinizi Bulmaya Ne Dersiniz?

Yaptığınız işi gerçekten seviyor musunuz?

Çalıştığımız çoğu yöneticinin ya da çalışanın gerçekte işlerini sevmediklerini ifade ettiklerini sıklıkla duyuyoruz. Hiç bir zaman hayal ettiğiniz ya da yaparken çalıştığınızı dahi düşünmeyeceğiniz işinizi bulmanın kolay olduğunu söylemiyoruz. Bizim tek söylediğimiz, hayallerinizde ki işi yapmanızın mümkün olduğu...

Çoğumuza, kendi derinliklerimizdeki isteklerimizi keşfetmeyi bırakıp, ailelerimizin, ya da toplumun isteklerini ya da idealleştirdiklerini takip etmemiz söylenmiştir. Sadece babası yada annesi istediği için doktor olan ya da avukat olan o kadar müşterimiz var ki, çoğunun da bir şekilde ideallerindeki mesleği yapmadıkları için acı çektiklerini üzülerek farkediyoruz. Feda ettikleri şey aslında içsel tatminleri... Sizce de oldukça üzücü değil mi?

Bazı yönetici koçluğu deneyimlerimizde de, “Yılda 400.000 TL kazanıyorum ama işimle ilgili  kendimi mutlu hissetmiyorum” ifadesi ile karşılaştığımız da, bu konseptin ne kadar yaygın olduğunu görmek, yapacak çok işimiz olduğunu gösteriyor.

Peki sizin ideallerinizdeki iş nedir. Ne yapsaydınız, kendinizi çalışıyor gibi değil de, eğleniyor gibi hissederdiniz?

İdeal işinizin tanımını yapmak için basit bir soru sormak yeterli aslında...

Faturalarınızı ödemeyemeseniz de, karşılığında para bile almadan yapacağınız iş ya da şey nedir?

İdeal işiniz, sizin dünyaya geliş sebebiniz gibidir. Biz Sola Unitas koçları olarak, herkesin dünyaya gelişinin arkasında bu dünyaya değer katmak ile ilgili bir sebep olduğunu düşünüyoruz. Yapmayı hayal ettiğiniz ideal şey, kariyer ile ilgili olabileceği gibi, işin çok dışında başka bir konuda da olabilir.

Aşağıdaki satırlar, ideal işinizi belirlemeniz için çok uygun sorular olabilir. Tavsiyemiz, üzerinde biraz düşünmeniz. Sonrası sadece aksiyon planı ve o kadar keyif alacaksınız ki, iş yaptığınızı dahi düşünmeyeceksiniz.

Gerçek potansiyelinizi farkedin.

Her birimiz bir şeylerde diğerlerine göre daha iyiyiz. Bazılarımız, ilişkilerde oldukça iyiyken, diğerlerimiz araçlarla ya da bilginin kendisi ile ilgili olarak çok güçlü özelliklere sahiptir. Gerçek potansiyelinizi anlamak için, bir parça içimize dönüp derinleşmemiz ve gözlem yapmamız gerekiyor. Eğer güçlü yanlarınız konusunda pek emin değilseniz, bir çok araçla bunu belirleme şansına sahipsiniz. Sadece biraz araştırın ve emin olun bulmanız çok da uzun sürmeyecek. Nihai mutluluğunuza giden yolculuğunuz işte tam burada başlıyor.

Tutkunuzu ayaklarınız yere basarak takip edin.

Gerçek potansiyelinizi ve güçlü yönlerinize ilişkin farkındalığı sağladığınızda, kendi güçlü yönlerinizle, ideal işiniz arasındaki ilişkiyi keşfetmeye başlayın. Örneğin; bir edebiyat yazarı olmak istiyorsanız, sizin bu alandaki güçlü sözel yeteneklerinizi ve diğer özelliklerinizi, istediğiniz işle eşleştirerek, bir uygunluk tablosu hazırlayın. Gerekli olan her özelliği değerlendirerek, kendinizi istediğiniz iş alanının içerisine, gelecek 10 yılı ya da 20 yılı düşünerek yerleştirin. Tanıdığınız ve düşüncelerine güvendiğiniz insanlara, bu konularda geleceğe dönük fikirlerini sorup bilgi alabilirsiniz. Ancak sakın olumsuz düşüncelerine ya da egolarına kapılmayın.

Şüphesiz, ideal mesleğinizi, uygun iş olanaklarının bulunup bulunmadığına göre seçmeyeceksiniz. Sadece trendler ve gelişmelere göre kendi seçimlerinizi, idallerinize uygun olarak biçimlendirmeniz de gerekebilecektir.

Kendinizi çok ve efektif çalışmaya adayın.

Kendi potansiyelinizi ve tutkunuzu iyice belirledikten sonra, iş çalışma ve aksiyon almaya gelmektedir. Böylece yetenekli olduğunuz ve istediğiniz bir işte mutlak en iyi olmak için önünüzde hiç bir engel kalmamıştır. Etkin ve efektif aksiyonlar oldukça önemlidir. Sizin ortaya koyduğunuz katma değer ve farklılık zaten, istediğiniz sonuçların gelmesini sağlayacaktır.

Bu yazıyı okuyan kişilerin bir çoğunun şimdiden hadi canım, bu kadar kolay olsaydı herkes yapardı dediğini duyuyoruz. Biz tabi ki kolay olduğunu düşünmüyoruz, hatta başarılı olup olmayacağınız hakkında da hiç bir fikrimiz yok. Kesin inancımız yetenek ve istekliliğin birleştiği yerde bugünden çok daha mutlu olacağınızı bilmemizden kaynaklanıyor.

Üstelik 95 yaşında ölüm döşeğindeyken, biz yaptıklarınızdan çok, yapmadıklarınıza pişman olacağınızı düşünüyoruz..

"Senin gerçek işin önce kendi dünyanı keşfetmektir, sonrasında ise kendini tüm kalbinle ona vermektir" - Buddha

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

1 yorum

  • Özlem ÇINGIR GÜRDAL

    Özlem ÇINGIR GÜRDAL

    Yorum Linki Cuma, 12 Ekim 2012 06:07

    Sevgili Umut,
    Süper yazmışsın kalemine sağlık :)
    Bende bu güzel yazıya katkıda bulunmak için kısa bir zaman önce yazdığım makalemi eklemek isterim..
    Sevgi ile kal.

    Keşke….

    Hayatın tümü seçimlerden oluşuyor.
    Bir yol ayrımına geldiğimizi hissettiğimiz zamanlar o kadar fazladır ki ömürde…
    Yol ayrımına geldiğimizde ise ya bir yolu ya da diğer yolu seçeriz.
    Peki hangi yolu seçeceğimize nasıl karar veririz?
    Bize içimizden bir ses der ki, “şu yolu seçmelisin” ….
    İçimizdeki bu ses kararlarını hep öğrendiği gerçeklere dayanarak verir.
    Peki ya öğrendiğimiz gerçekler gerçekten bizim gerçeğimiz değilse?...
    Genellikle de bizim gerçeğimiz değildir. Emin olun.
    Ya birisinin bize çocukken öğrettiği gerçeklerdir onlar, ya da bir yerlerde okuyup inandıklarımızdır kararlarımızı vermeyi sağlayan.
    Sonra mı ne olur?
    Sonra pişmanlıklar, hayal kırıklıkları kendini gösteriverir ansızın….
    Sonra “keşke”ler başlar, keşke diğer yolu deneseydim, keşke yapmasaydım, keşke etmeseydim diye dövünür dururuz.
    Alın size standart bir kısır döngü durumu.
    Bu kısır döngüyü yaratan kim?
    Biziz… İtiraf edelim.
    Kendi kendimizi baltalayan ve sabote eden biziz.
    Hangimiz bunu kendi kendine itiraf edebiliyor?
    Ya da hangimiz kendi geleceğini kendisinin inşa ettiğinin farkında?
    Etrafınıza bir bakın. Aile bireylerine, iş arkadaşlarınıza, komşunuza…
    Bu tanıma uyan kaç kişi var? Ya da tam tersi, kaç kişi seçimlerini “acaba benim bu konuda doğrum ne” diye yapıyor?
    Örnek mi istediniz, alın size sıklıkla yaşadığımız bir örnek…
    Diyelim ki mühendissiniz. Ailenizin ısrarı üzerine yıllarca okudunuz ve ailenize layık bir evlat ve mühendis oldunuz.
    Buna rağmen mutfakta harikalar yaratıyorsunuz, insanlar yaptığınız yemeklerin yanında parmaklarını da yiyor ve siz zevkten dört köşe oluyorsunuz.
    Önünüzde iki ayrı iş imkanı var.
    Birincisi eğitimini aldığınız alanda bir iş. Bir fabrikada mühendis olarak çalışacaksınız.
    Diğeri ise bir kafede aşçılık...
    Hangisini seçersiniz?
    Şimdi hemen “hangisinin kazancı daha iyiyse” dediğinizi duyar gibi oldum.
    Peki her ikisinin de maaşları aynı olsun.
    Evet, hangisini seçersiniz?
    Bir mühendis için cafe de aşçı olmak nasıl bir duygu uyandırıyor sizde?
    Aile bireyleri ile konuştunuz; “saçmalama ne aşçısı, sen mühendissin, boşuna mı okudun” mu dediler?
    Ya da eşiniz “aşçılıkta ne kariyeri yapacaksın, fabrikada işe başla, yavaş yavaş yükselirsin” mi dedi?
    Sonuç “mühendis olarak fabrikada işe başlamak” oldu, değil mi?
    Mutlu musunuz?
    Mutluysanız sorun yok, değilseniz “keşke”ler devreye girer.
    Çünkü seçim yaparken kendinize “ben ne istiyorum?” diye sormadınız.
    İyi bir aşçıyı nasıl bir kariyerin beklediğini hiç araştırmadan ve Türkiye’de popüler bir aşçının ne kadar kazandığını hiç düşünmeden içinizde yaşayan profesyonel aşçıyı öldürdünüz.
    Başınız sağ olsun. Üzülmeyin canım, nasılsa iyi helva kavuruyorsunuz….
    Herkese “Acaba ben ne istiyorum?” sorusunu sık sık kendinize sorduğunuz bir ömür diliyorum.

    Profesyonel Koç
    Özlem ÇINGIR GÜRDAL

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık