Menu

Janus Tanrısı ve Organizasyonlar

İngilizce’de Ocak ayının ismi (January) Janus Tanrısından gelmektedir. Janus, bir yüzü sağa, bir yüzü sola bakan Roma Tanrısıdır. Çünkü, Ocak ayı’nın iki yüzü vardır. Hem geçen senenin bitişi hem de bu senenin başlangıcı söz konusudur. Şirketlerde, Janus Tanrısının benzetme olarak kullanıldığı bir durum söz konusudur: Janus Etkisi.

Öyle ki, şirketlerin ve organizasyonların, göze çarpan iki yüzü vardır: İçsel Yüz ve Dışsal Yüz. Bu “yüzler” ne kadar el ele ve uyumlu olursa, şirketin dedikleri ve yaptıkları birleşir. Şirketlerin müşteriler ve çalışanlarla ilişkisi ne kadar tutarlıysa, o şirketler o kadar başarılı oluyor. Bu konuyla ilgili olarak Starbucks, IBM, Walmarts gibi şirketler sürekli çalışmalar yapıyorlar. Janus etkisini nasıl kullandıklarını sorguluyorlar. Örneğin, Starbucks, Amerika’da ki 7.100 mağazasının hepsini belli bir süreliğine kapatıp, çalışanlarına içsel iletişim ve içsel markalaşma konusunda eğitimler sunuyor.

İçsel Yüz, şirketin, çalışanlarına gösterdiği yüzüdür. Şirket çalışanlarının şirketi nasıl gördüğü, şirketin süreçler içerisinde çalışanları nasıl değerlendirdiği, kurum kültürünün uygulanması, toplantıların yönetilmesi yani genel anlamda şirketin çalışanlara nasıl davrandığı ile ilgilidir.

Dışsal yüz ise, şirketin müşterilerine ve tüketicilerine sunduğu yüzdür. Dışsal pazarlamanın yapıldığı, alışageldiğimiz sebeplerden dolayı ön planda olan yüzdür. Bu sebepler, daha fazla satış yapmak, daha fazla karlılık, müşteri memnuniyeti gibi dış faktörlere bağlı sebeplerdir. Dışsal faktörlerle ilgili gerek akademide olsun, gerekse de pratikte birçok araştırma ve uygulama yapılmaya devam etmektedir. Ancak, gelinen noktada artık şirketler dışsal faktörlerle ilgili yapabileceklerinin neredeyse en fazlasını gerçekleştirir haldeler. Buradan ileri gitmek isteyen şirketler, uzun zamandır göz ardı ettikleri “iç yüze” odaklanmaya başladı.

Gelişen dünyamızda, sürekli artan farklı iletişim kanalları dış yüz ile iç yüz arasındaki tutarsızlıkları olabildiğince açık bir şekilde ortaya sermektedir. Bu tutarsızlıklar, şirketler için hayati önem taşır. Düşünsenize, çalışanlarına “müşterilere güleryüzlü davranmak bizim en önemli değerlerimizden biridir” diyen bir şirket, çalışanlarına “güleryüzlü” davranmıyorsa, müşteriler açısından bu farklılık kararlarını etkileyecek temel bir unsur halini alır. Yapılan araştırmalar acı bir gerçeği gözler önüne seriyor. Hali hazırda içsel iletişim çalışmalarını uygulayan şirket oranı sadece %9 düzeylerinde. Maalesef bu oran ülkemizde daha da düşük seviyelerde.

İç yüz ve dış yüz uyumu ile ilgili olarak şirketlerin üzerinde durmaları gereken en önemli konulardan biri içsel markalaşmadır. İçsel markalaşma çalışmasının kilit noktası pazarlama ve insan kaynakları departmanlarının ortak çalışmasında yatmaktadır. Çoğunlukla pazarlama departmanı şirket ile müşteriler arasında yer alır. İhtiyaçları belirleyip, şirketin vizyon, misyon ve değerleriyle uyumlu olarak müşteriye nasıl daha fazla ulaşacağının çalışmasını yapar. İnsan kaynakları departmanı ise şirket çalışanlarının performansları, ihtiyaçları, gelişimleri ve değerlendirmeleri, diğer bir ifadeyle iç yüz ile ilgilenir. Peki, bu iki departman içsel markalaşma çatısı altında nasıl bir arada çalışmalıdır?

Öncelikle, bu iki departmanı bir takım olarak bir araya getirmek gerekiyor. Bu takımın amacı, şirketin hedeflerini, pazarlamanın hedeflerini ve çalışanların hedeflerini hizalamak olmalıdır. Her takım olgusunda olduğu gibi karşılıklı saygı, iletişim akışı ve en önemlisi sistem bakış açısı çok önemlidir. Gerek hizalanma aşamasında olsun gerekse de uygulama aşamasında olsun, bu takımın yüksek performansta çalışarak, içsel markalaşmayı bir şirket kültürü haline getirmesi gerekmektedir. Başarı ancak kültür değişimi şirketin içine işlediği zaman gerçekleşecektir.

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık