Menu

Utangaçlık ve Kariyerinize Etkisi

Utangaçlık bir duygu-durum bozukluğu değildir. Peki o zaman hayatımızı bu kadar etkileyen utangaçlığın tanımını nasıl yapabiliriz?

Utangaçlığı hem dışarıdan algılanan şekliyle hem de utanma durumunu yaşayan kişinin içerisinde olanlarla açıklamak mümkündür. Dışarıdan algılanan şekliyle utanma durumu kişinin belli davranışları göstermesidir. Örneğin; hızlı nefes alma, kızarma, konuşamama, iletişimde bulunamama gibi.

Utanan kişinin içerisinde olanlar ise çok daha karışık ve bilinçaltısaldır. Ancak genel olarak söyleyebileceğimiz; özgüven eksikliğinin hissedilmesi, heyecanlanma, düşünsel olarak herşeyin zorlaşması, yeteneksizlik hissi, başaramama hissi, tehdit altında hissetme gibi durumların yaşanmasıdır.

Utanma kızgınlık gibi ikincil bir duygudur. Altında başarısızlık korkusu, özgüvensizlik gibi başka unsurları barındırmaktadır.

Bu tanımlamalarda vermekte olduğum utanma duygusunu toplum içerisinde ki anlaşılan haliyle yani toplum kurallarına uymama nedeniyle oluşan suçluluk duygusu ile karıştırmamak gerekir. Buradaki duygu daha çok cekingenlik kavramıyla eşleştirilebilir.

Sizde de bu durum varsa; aşağıdaki paragrafı okuyun ve tepkinizin ne olduğuna bir bakın.

“Herkes yüz yüze gerçekleştirilen iletişimin en etkili sosyalleşme yöntemi olduğunu düşünüyor. Ancak ben sosyal açıdan maalesef pek de yetenekli değilim hatta oldukça utangaç sayılırım. Topluluk karşısında konuşmak en fazla zorlandığım konulardan birisi ve düşünmek bile mideme ağrılar girmesine sebep oluyor. Bildiğim şeyleri söylemek şöyle dursun, topluluk karşısında adımı bile söylemek çok zor geliyor. Benim için başarılı olmak aynı zamanda sanırım başkası olmak.. Bu konuda rahat olanlara hem kızıyor hem de hayranlık duyuyorum”

Ne düşündünüz?

Çalıştığım insanların neredeyse % 50’si kendilerini utangaç olarak tanımlıyorlar. Kendini böyle tanımlamayanların önemli bir kısmı ise başka motivasyonlar nedeniyle utangaç olduklarını kabul etmekten bile kaçıyorlar. Üstelik utangaçlıklarını sadece utangaç görünmemek adına yeniyorlar.

Çocukluğunuzu hatırlayın, belki tanımlayacağım sahne sizin hayatınızda da vardır.

- Burcu!!! (5 yaşında)

- Hadi bakalım Nihan Teyze’nin elini öp, bir de onu çok sevdiğini söyle.

Birden Burcu bunları yapmamak için annesinin eteğine sarılır ve göz temasından kaçar. Artık hiç bir şey görmüyordur. Biraz daha ısrar sonrasında daha fazla içine kapanma gerçekleşir. Annenin verdiği reaksiyon;

- Nihan Abla kusura bakma, bizim kız oldukça utangaçtır. Aslında çok yetenekli ve bizimle çok konuşkan ama toplum içerisine çıkınca birden çok utangaçlaşıyor.

Buradaki utanma duygusu başlangıçta, çocukta ki konuşma isteksizliği ya da doğru cümleleri kullanamama korkusundan kaynaklanıyor.

Tabi geçmişte yaşamış olduğumuz küçük başarısızlıklardan sonra takdir görememe de temel sebeplerden biri olarak kendini gösterir.

Çok genel bir ifade olmakla birlikte, bizi kendimizin değil çevremizin tanımladığını unutmayın. Örneğin cimri biri olduğunuzu, diğerleri olmasa nasıl bilebilirsiniz? Hem size karşılaştırma için örnek lazım hem de insanların size verdiği bildirimle kendinizi tanımlıyorsunuz.

Size garanti veriyorum, çocuğunuza istikrarlı bir şekilde sen sakarsın deyin, bir süre sonra gerçekten sakar olduğunu farkedeceksiniz. Çünkü biz şablonlar ya da daireler içerisinde yaşarız. Çıkmak istesek bile diğerleri döve döve bizi kendi dairemizin içerisine sokar. Sonra kendimizi hapsettiğimiz bu dairelerden de  çıkamayız. Üstelik çıkmak mümkün olduğunda da başkasını bulamazsak kendi kendimizi döveriz.

- Sakın risk alma, başarısızlık garanti gibi...

Peki böyle bir durumda Burcu’nun annesi, Burcu’ya Nihan Teyze’nin elini öpmesini veya ona sevdiğini söylemesini istemeseydi durum değişir miydi?

Ya da hadi bunu söyledi! Ardından hiç bir yorumda bulunmasa ve eminim Burcu gerekli olduğunu düşündüğü zaman bunları yapacaktır! Deseydi, Burcu’nun hayatında neler değişirdi?

Bir çok model öngörülebilir, ancak ilk aşamada aklıma gelenler şimdilik bunlar. Peki kendimiz hakkında öğrenilen bu genelleştirmeler sonraki hayatımıza nasıl yansıyor?

Utanma durumu biraz da başarısızlık korkusu olarak devam ediyor kariyerimizde; aslında burada olan kendi tanımladığımız mükemmel şablonun içerisinde bir yere yerleşememek ya da yerleşmekte çok zorlanmak.

Düşünün; bir zamanlar çocuk olmuş ve kültürümüzü en ince haliyle yaşamış bir şirketin üst düzey yöneticisisiniz. Sizi başka bir şirkete iş görüşmesi için davet edildiniz. Tam o anda, sadece bu iş görüşmesine gitmenin bile oldukça öğretici olduğunu düşünebilir ve sizi geliştireceğini öngörebilirsiniz. Size önerilen şirketle başlangıçta çok ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak kim bilir? Belki sadece iş görüşmesi sırasında bile hayatınıza katkı sağlayacak fırsatlar ile karşılaşabileceğinizi düşünebilirsiniz.

Pratikte işler pek de böyle yürümeyebilir, bahsettiğimiz yöneticinin kendisine iş görüşmesi ile ilgili bir telefon geldiğinde bile tüm endişe hormonları ortaya çıkar ve kendisi bile farketmeksizin zihninde bahaneler dönmeye başlar.

Ya başaramazsam?

Aynı duygu topluluk karşısında konuşma yaparkende kendini gösteriyor.

Bu arada sakın büyük şirketlerin üst düzey yöneticilerinin pek de utangaç olmadığını sanmayın. Yıllardır liderlik yapmaları durumu pek de değiştirmiyor. Çoğunun dışarıya karşı sadece utangaç görünmemek için bile bazı aksiyonları aldıklarını söyleyebilirim. Utanıyor olmak ya da başarızılık korkusuna sahip olmak kendileri için bile pek de itiraf edilebilir bir durum değil.

- Nasılsa iş arayışı içerisinde değilim

- Zaten yeni şirkette kimleri tanıyacağım belli değil

- Kesin bugün aldığımdan daha fazla ücret vermezler

Vesaire vesaire...

Her durumda yukarıdaki soruların cevabını görüşme yapmadan bilemezsiniz.

Ancak o işi almamanız için vücudunuz size bile farkettirmeden altın vuruşunu yapar.

Siz bu fırsatla hiçbir şekilde ilgilenmiyorsunuz.

Aslında utangaçlıkla ve başarısızlık korkusu ile eşleşen bu davranış kalıbının tüm kaynağı geçmişte ve zihninizin çalışma şeklindedir. Çünkü zihin benzetme yöntemiyle çalışır. Örneğin dünyada yaşayan 10.000’in üzerinde kuş türü vardır ve büyük olasılıkla hayatımızda sadece 100 ya da 150 tanesini görürüz ancak kalan 9850 adedini de görür görmez kuş olduğunu anlarız. İşte böyle çalışan zihin olayları ve durumları da birbirine benzetir. Hatta bu özelliğimiz olmasaydı maalesef uzun süre hayatta kalamaz ya da bilgili biri olamazdık...

Benzer olaylarda kendimizi başarısız hissettiysek aynı durumların devamlı karşımıza geleceğini düşünür dururuz. Üstelik bu olayların bazılarını yaşamamız da gerekmez, başkalarının yaşadığını görmek ve asla o duruma düşmek istememekte, temel öğrenilmişliklerden biri haline gelebilir.

Eğer bu konuda destek almak ya da bir koçla çalışmak isterseniz, sakın sizin gibi sorunları olan biriyle çalışmayın. Eğer çalışırsanız çok rahatlatıcı etkileri olabilir ancak sizin sizi zorlayacak ve itecek birine ihtiyacınız var.

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık