Menu

İçinizde ne var: Baloncuklar? Zımpara kağıdı?

Zaman zaman kendini çok yüksek sorumlulukları olan biri gibi hissediyor musun? Ya da belki de içinde baloncuklar olan devamlı olarak ceylan gibi dağlarda gezen ve hayalleri olan birisin?

 

Zaman zaman kendini çok yüksek sorumlulukları olan biri gibi hissediyor musun?

Ya da belki de içinde baloncuklar olan devamlı olarak ceylan gibi dağlarda gezen ve hayalleri olan birisin?

Bentham, Spinoza, Descartes gibi ünlü felsefeciler insanın acıyla ve zevkle motive olabileceğinden bahsederler. Nörolojik birçok araştırma da fiziksel açıdan bu motive edici sürücüleri destekliyor. Yani konu sadece felsefik değil aynı zamanda bilimsel.

Acı yönlü motivasyon genellikle bize sorumluluklarımızı, güvenliğimizi hatırlatır. Ve diğerlerinin bizim hakkımızda neler düşündüğü ile de yakından ilgilidir. Çünkü genellikle kendimiz hakkındaki düşüncelerimizi başkalarından aldığımız tepkilere göre şekillendiririz. Kendi hedeflerimize ulaşma konusunda diğerlerinden aldığımız tepkiler de aslında bizim görüşlerimize önemli oranda şekil verirler. Dışarıdan aldığımız olumsuz görüşler de bizde genellikle korku, suçluluk gibi duygular oluştururlar. Düşünsenize çocuğunuzun sizin hakkınızda ne düşündüğünü tamamen önemsemediğiniz bir dünyaya sahip olabilir misiniz?

Çalıştığım kişilerden birinin üst düzey bir pozisyonda çalıştığını ancak maalesef sık sık kendi referanslarına göre etik olmayan davranışlarda bulunduğu için kendini yargıladığını hatırlıyorum. Bu durum genellikle onda yüksek endişe ve suçluluk duygusuna sebep oluyordu. Ancak yeterince acı çektikten sonra kendine ve referans değerlerine çok daha uygun bir iş bulabildi. Bazen referans değerlerini keşfetmek oldukça zor olsa da o bunu yapabilmişti. Tabi her zaman en iyi gözlemi vücudumuzun kendisi yapabiliyor.

Eğer siz de referans değerlerinize uygun olmayan bir işte çalışıyorsanız ya da çocuğunuz ile kurduğunuz ilişki kendi referans değerlerinize uymuyorsa genellikle endişe hatta yoğun aksiyete içerisinde kendinizi bulabilirsiniz. Bundan kurtulabilmenin tek yolu, yapmak istediğiniz şeyleri yapabilmek için acı dışında motivasyon kaynakları araştırmanızdır. Yoksa kendi tercihlerinize bağlı olarak yaşadığınız duygusal işkence hayatınız boyunca devam edecektir.

Ancak ilginç olan, özellikle acı odaklı motivasyonla hareket eden kişiler, bu acı-endişe yoğun motivasyon kaynaklarının başarılarına katkıda bulunduğunu düşünme eğilimindedirler. Çünkü bu endişe ve korkular aşırı tedbirli olmalarını sağlayarak öyle ya da böyle diğerlerinin saldırılarından korunduklarını düşündürür. Genellikle anlamakta zorlandıkları konu, asıl bu davranış kalıbının hem iletişim hem de ilişki becerilerini zayıflatarak onları başarısız yaptığıdır. Daha da kötüsü, şampiyonluk kupalarıyla dolu ancak bir an bile huzurun hissedilmediği bir dünyayı kim ister ki?

Başarılı sıfatının yanına aynı zamanda mutlu sıfatını da koyduğumuzda, bu gruptaki insanların genellikle kendi hedeflerini ve hayallerini takip eden insanlar olduklarını görüyoruz. Ancak tabi ki ölçülü bir şekilde… Carl Rogers bunu ideal benlik olarak tanımlıyor. Yani olmak istediğiniz kişinin resmini yapabilmek ve ona doğru yürüyebilmek. Tabi bu yaklaşım, olduğunuz kişi olarak yaşamınızı sürdürmekten ya da başkalarının sizi görmek istedikleri yere gitmenizden çok daha mutlu bir şekilde ilerlemenizi sağlıyor. Eğer bir ideal benlik resmi çizebilirseniz, birden fırsatlar ve yaratıcılık gelmeye başlıyor çünkü yaratıcılık, adrenalin hormunu ile birlikte çalışmakta zorlanıyor. Aksine adrenalini yoğun bir yaşamdayken fırsatları görmekten çok sorunlara odaklanıyoruz. Tabi ki sorunlara odaklanırken mutlaka bir sorun bulacağımız da algıda seçicilik kuramının bir sonucu…

İdeal benlik rehberi olanlar genellikle daha neşeli ve huzurlu bir yapıda oluyorlar.

Unutmayın, yarın için iki şeyle uyanabiliriz, ya olacaklardan korkup adrenalin yani endişe hormonlarımıza sarılabiliriz ya da yarın olacakları bilmediğimizden sadece ne olacağını düşünmek bizi heyecanlandırabilir. Eğer bu heyecanı seviyorsanız, - ben çok seviyorum- yarını algılama şeklini değiştirmek önemli bir başlangıç olabilir.

Yapılması gerekenler de oldukça basit:

  •  Hayal kurmak onları yapmak anlamına gelmez. Sadece ideal benliğinizi tasarlayın, nasıl biri olmak istiyorsunuz? Sadece bunun üzerinde düşünmeniz onu gerçekleştirmeniz anlamına gelmez. Yani korkmayın, onu gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinize bakmadan oluşturun. Resim ortaya çıktıktan sonra isterseniz onu çöpe atarsınız.
  •  Her sabah günün belirsizliğini farkedin ve o günden neler elde edebileceğinizi düşünüp heyecanlanın. Unutmayın, bazı günler müthiş olaylara gebedir. Ne demişler “Gün doğmadan neler doğar?”
  •  Korkularınızı ve kendi kendinize yaptığınız eleştirileri farkedin. Geldiklerinde onları kabul edin ve kendi kendinize sorun bu endişe ya da korku size nasıl fayda sağlayacak, faydasını bulun ve yapmanız gerekeni yapın. Yani eğer doktor kontrolünden geçmeniz gerekiyorsa geçin ama ertelemeyin. Vücudunuz devamlı olarak size bir şeyler söylüyor. Sadece onu biraz daha fazla dinlemeye başlayın.

Unutmayın, kim şimdi yazacak çizecek ya da tasarlayacak bunları diyorsanız, değişime henüz hazır değilsiniz demektir. Bazen çok ilginç şeylerle karşılaşabilirsiniz. Sonuçta değerlerinizi ve istediklerinizi yakalayamadığınız bir dünyada asla mutlu olamayacaksınız. Bilmediğiniz bir şeyi de yakalama şansınız ancak tesadüflere bağlı olabilir.

Tabi eğer içinde baloncuklar olan bir ceylan edasında dağlarda geziyorsanız, sizden yapmanızı istediğim şey, beni de yanınıza davet etmeniz, eminim enerjiniz muhteşem gelecektir. Destekleyenler, karşı çıkanlar, hadi yorum yazın aşağıya, yorumlarınızı okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.

Umut Kisa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını sürdürmekte ve Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde icra kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. 2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır. Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies - ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility - ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS) eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır. Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden, Türkiye’de ise 5 kişiden biridir. "AHUNA" ve "US'TA YOL" ve "KENDİNİ İŞTEN FETHET" adlı kitapları bulunmaktadır.

Takip etmek isterseniz aşağıda yazarın sosyal medya hesaplarını bulabilirsiniz.   

Facebook ,  Twitter , Instagram , Medium , Linkedin

4 yorum

  • Fevziye Balcıoğlu

    Fevziye Balcıoğlu

    Yorum Linki Pazar, 08 Şubat 2015 05:12

    Yazıyı her okumaya başladığımda içimden bir ses şimdi değil dedi. Oysa her makaleni her koşulda görür görmez okurum. Ve şimdi yeni bir güne başlarken....Bana mı çok uydu bilemiyorum , her anlamda okuduklarımın en iyisi...Teşekkürler...

  • Özlem Yiğit Selek

    Özlem Yiğit Selek

    Yorum Linki Çarşamba, 04 Şubat 2015 14:29

    Bu yazını çok beğendim Umut'cum. Bazen Solaunıtas'ın hayatıma neler kattığını dönüp dolaşıp size yazmam, sizlere olan sevgimi bu yoğunlukta dile getirmem sizi artık boğuyormu diye düşünmeden edemiyorum. Sonra da bu benim hissetiklerim, geriye kalan düşünceler onların sorunu deyip bencillik yapabiliyorum:))) Yazında birçok içerik ve konu var ama insan kendi hayatında ne yaşamış ve deneyimlemişse o başlıkları kendine daha yakın buluyor. Anksiyete, kaygı ve endişe bozukluğu son birkaç yıldır yenemediğim bir durumdu..Taa ki NLP eğitiminizle tanışana dek. Önce kendi farkındalığımı ve benliğimi kazandım koçluk eğitimlerinizle, ardından NLP ile başedemediğim, çıkış yolu bulamadığım, Anksiyete nin varlığına son verdim..Eğer hayatında bir kez yoğun anksiyete yaşayan insan varsa bu olayı sizinle çözmüş olmamda ki; sizlere olan minnettarlığımı çok net anlayacaktır. Ne demişler damdan düşenin halini damdan düşen anlar..

  • Yeşim Erberksoy

    Yeşim Erberksoy

    Yorum Linki Çarşamba, 04 Şubat 2015 11:30

    Ben şahsen bir Sola Unitas Ekolü Ceylanım:-))

  • Hanife Serter

    Hanife Serter

    Yorum Linki Çarşamba, 04 Şubat 2015 11:24

    Her satırını okurken '' gerçekten de öyle..''demekten kendimi alamadım. Sorumlulukların fazla olduğu, sürekli sorunlarla boğuştuğumu hissettiğim ''yönetici' olarak görev yaptığım işimden ayrılmamın ertesi günü kendimi yazı yazarken buldum. Yıllardan beri ''kendimi'' ifade ettiğim yazılar yazma konusunda beceriksiz ve isteksiz hissederken, referanslarıma uygun olmayan bir işin baskısı altında kendi değerlerime ve yeteneklerime yabancılaşmışken, hayatımın fon müziği değiştiği anda kendimi algılamam da değişmişti. Sola Unitas farkındalık okulunun da etkisi ile artık fon müziğimi ve fondaki görüntüleri seçebileceğimi ve ön plana kendimi koyabileceğimi biliyorum artık...

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık